allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2013 Çarşamba

Ahir zamanın 656 Alameti

HZ. MEHDİ (AS) ve EHL-İ KİTAP

438- HZ. MEHDİ (AS), MUSEVİLERİN BEKLEDİĞİ KRAL MESİH'TİR

Hz. Ali b. Ebu Talib şöyle buyuruyor: "Vaat edilmiş Mehdi bizden olacaktır ve ahir zamanda zuhur edecektir. HİÇBİR MİLLET ARASINDA ONDAN BAŞKA BEKLENİLEN BİR MEHDİ YOKTUR." (Isbat-ül Hüdat, cilt 7, s.148)
Ebu Abdullah (İmam Cafer-i Sadık), güldü ve şöyle dedi: "Ey Hişam! Bunları sana kim öğretti?" Dedim ki: "Bunları senden öğrenerek bir araya getirdim." İmam buyurdu ki: "ALLAH'A YEMİN EDERİM Kİ BU (HZ. MEHDİ (AS)), İBRAHİM VE MUSA'NIN SUHUFLARINDA YER ALAN GERÇEKLERDİR." (Usul-i Kafi, Yakub bin İshak El Kuleyni, Cilt 1, s. 229)

439- TEVRAT'I VE İNCİL'İ TAHRİF OLMUŞ KISIMLARINDAN ARINDIRIR VE KURAN'A UYGUN BÖLÜMLERİNİ ORTAYA ÇIKARIR

İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (as))'ın adil hükümetinde, BÜTÜN İLAHİ KİTAPLAR İNSANLARIN ÖNÜNE ORİJİNAL BİÇİMLERİYLE, HİÇBİR BOZULMA OLMAKSIZIN SUNULACAKTIR. İmam Mehdi (as) Tevrat ehline Tevrat ile, İncil ehline İncil ile, Zebur ehline Zebur ile, Kuran ehline Kuran ile hükmedecektir. (Bihar-ül Envar, Cilt 52, Sayfa 351)

440- MUSEVİLERLE ORTAK ÇALIŞMALAR YAPACAKTIR

Ahmad ibn Muhammed ibn Said el Ukdeh dedi ki: Ali ibn el-Hasan et-Taymali dediğini aktardı: Ali ibnu Yusuf oğlu el-Hasan ve Muhammed, Sa'daan ibnu Müslim'den, recalden, el-Mufezeel ibn Ömar'den dedi ki: Ebu Abdullah bildirdi: "İMAM MEHDİ ÇAĞRIDA BULUNDUĞUNDA, ALLAH'TAN İBRANİ DİLİNDE YARDIM DİLEYECEKTİR." (El-Gaybet-i Numani, s.326)

441- MUSEVİLERE TEVRAT'IN GERÇEĞİYLE HÜKMEDER

Ona Hz. Mehdi (as) denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (GERÇEK) TEVRAT KİTAPLARINI ÇIKARACAK, YAHUDİLERE KARŞI DELİL GETİRECEKTİR. (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)
Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır'dan rivayet ediyor: "...Hz. Mehdi (as)'ın Hz. Mehdi (as) diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, TEVRAT VE DİĞER SEMAVİ KİTAPLARI ANTAKYA'DA BİR MAĞARADAN ÇIKARTACAK VE YAHUDİLER ARASINDA TEVRAT'LA ... HÜKMEDECEKTİR." (El-Mehdiyy-il Mev'ud,cilt 1, s. 254-255)

442- GERÇEK TEVRAT'I BULUR VE MUSEVİLERDEN BİR GRUP ONUN VESİLESİYLE MÜSLÜMAN OLUR

Ona Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki TEVRAT'A DAİR KİTAPLARI ÇIKARIR ve YAHUDİLERDEN BİR CEMAAT ONUN ELİNDE MÜSLÜMAN OLUR. (İmam-ı Suyuti)

443- HIRİSTİYANLARA İNCİL'İN ASLIYLA HÜKMEDER

Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır'dan rivayet ediyor: "...Hz. Mehdi (as)'ın Hz. Mehdi (as) diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer Semavi kitapları Antakya'da bir mağaradan çıkartacak ve... HIRİSTİYANLAR ARASINDA İNCİL'LE HÜKMEDECEKTİR." (El-Mehdiyy-il Mev'ud,cilt 1, s. 254-255)
Hz. Mehdi (as)… Yahudiler arasında Tevrat'la, HIRİSTİYANLAR ARASINDA İNCİL'LE HÜKMEDECEKTİR. (Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır-dan rivayet ediyor.)

444- MEHDİYET DÖNEMİNDE, MÜSLÜMANLAR, MUSEVİLER VE HIRİSTİYANLAR BİRLİKTE HUZUR İÇİNDE YAŞAYACAKLARDIR

Kap su ile dolduğu gibi YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Hiçbir kimse arasında bir DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR VE BÜTÜN DÜŞMANLIKLAR, BOĞUŞMALAR, HASETLEŞMELER MUHAKKAK KAYBOLUP GİDECEKTİR. (Sahih-i Müslim, 1/136)
... Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl Bizimle başlatmışsa O'nunla (Hz. Mehdi (as) ile) sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki ŞİRK VE ADAVETTEN (HUSUMET VE DÜŞMANLIKTAN) KURTULMUŞ VE KALPLERİNE ÜLFET (DOSTLUK) VE MUHABBET (SEVGİ) YERLEŞMİŞSE, (HZ. MEHDİ (AS) GELİŞİ İLE) YİNE ÖYLE OLACAKTIR. (Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri, Celalettin Suyuti, s. 20)

HZ. MEHDİ (AS) DEVRİNDE DİN, PEYGAMBERİMİZ (SAV) DEVRİNDEKİ HALİYLE YAŞANACAKTIR

445- İSLAM'I PEYGAMBERİMİZ DEVRİNDEKİ GİBİ GERÇEK HALİYLE YAŞAYACAKTIR

Hz. Peygamber (sav) en başta İslam'ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi (as) da en sonunda aynı şekilde İslam'ı ayakta tutacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

446- ONUN DEVRİNDE MEZHEPLER KALKACAKTIR

... Dini, Peygamber (sav)'in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak.
(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s.186-187)
MUHYİDDİN ARABİ "FÜTÜHAT-ÜL MEKKİYE" İSİMLİ ESERİNDE BU KONUDA ŞÖYLE BİLGİ VERMİŞTİR:
... HZ. MEHDİ (A.S.), DİNİ PEYGAMBER'İN ZAMANINDA OLDUĞU GİBİ AYNEN UYGULAYACAK. YERYÜZÜNDE MEZHEPLERİ KALDIRACAK. HALİS HAKİKİ DİNDEN BAŞKA HİÇBİR MEZHEP KALMAYACAK. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 186-187)
HÜSEYİN HİLMİ IŞIK İSE, "SAADET-İ EBEDİYE" ADLI ESERİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)'IN BU ÖZELLİĞİNİ ŞÖYLE HABER VERMİŞTİR:
HAZRET-İ MEHDİ (A.S.), AHİR ZAMANDA DÜNYAYA GELECEKTİR. Resullulah Efendimiz (sav)'in soyundan olacaktır. İsa Aleyhisselam'la buluşacak, MEZHEPLERİ KALDIRACAK, YALNIZ ONUN MEZHEBİ KALACAK. (Hüseyin Hilmi Işık, Saadet-i Ebediye, s. 35)

447- RESULULLAH (SAV)'İN YOLUNA TAM UYACAKTIR

Resulullah (sav)'in her yaptığını o da (Hz. Mehdi (as)) yapacaktır: RESULULLAH (SAV) CAHİLİYET TEMELLERİNİ YIKTIĞI GİBİ O DA (HZ. MEHDİ (AS) DA) ÖNCEKİ TEMELLERİ YIKACAKTIR. O (HZ. MEHDİ (AS)), İslam 'ı yeniden baştan alacaktır. (Mikyalu'l Mekarim, c.1, s.57)

448- TÜM BİDATLARI ORTADAN KALDIRACAKTIR

İmam Sadık'dan: "Mehdi (as) Allah'ın Peygamberinin yaptığı şeyi yapacak, yani Peygamber (sav)'in putperestliği yok etmesi gibi o da aynı şekilde mevcut bidatları yok edecek ve sonra İslam'ı yeniden kuracak." (Biharul Envar, cilt. 52, sf. 352)
Hz. Mehdi (as) hiçbir bidatı bırakmayacak.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
Hz. Mehdi (as) kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icablarını yerine getirecektir."
(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri,s. 163)
Bidat: Dinin aslında olmadığı halde, dine dahil edilen batıl adetler.

449- İNSANLARIN HAKKIYLA İBADET ETMESİNE VESİLE OLUR

İmam Sadık'dan İmam Zeyn'ul- Abidin (a.s)'ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "EĞER İMAM MEHDİ OLMAZSA ALLAH'A (HAKKIYLA) İBADET EDİLMEZ." (Yenabi'ul- Mevedde, c.2, s.217.)

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Allah'ın Munis Sanatından

Hayvanlardaki Mucizevi Güzellikler 3/4

Doğadaki en vahşi canlılardan biri olan kurtlarda, yetişkinlerin ortak görevi yavruları savunmaktır. Bir kurt sürüsü bir erkek, bir dişi, yeni doğan yavrular ve kimi zaman da bir veya iki genç kurttan oluşur. Sürüdeki dişiler kendi aralarında yardımlaşırlar. Bazen sürüdeki dişilerden biri bebek kurtlara bakıcılık yapmak için gece boyunca yuvada kalır. Bu sayede  yavruların annesi avlanmaya gidebilir.
kurt
 
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir...
(Haşr Suresi, 24)
Kurtlar arasındaki bu yardımlaşma; canlılar arasındaki fedakarlığın boyutlarını göstermektedir. Ve canlıların bencil olduğunu iddia eden evrim teorisi savunucularına bir cevap niteliğindedir.
Sinek kuşlarının yaptıkları yuva, bir golf topunun ancak yarısı kadar büyüklüktedir. Yuvanın en dikkat çekici özelliği yavrular büyüdükçe bu yuvaların da otomatik olarak büyümesidir. Çünkü yuvanın malzemesi olan ağaç kabukları, yosun veya bitki sapları, son derece sağlam ve esnek olan örümcek ağları ile birbirine bağlanmıştır. Bir kuşun yuva yapımı için böyle kullanışlı bir malzeme seçmiş olması elbette ki üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Yeryüzündeki bütün canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla hareket eden sinek kuşları da son derece akılcı bir taktikle yavrularının konforunu sağlamış olurlar.
sinek kuşu
 
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.
(Taha Suresi, 6)
Yavrular, yumurtadan çıktıklarında kör ve tüysüzdürler. Anne kuş yavruların herşeyiyle ilgilenir. Öyle ki yuvadan uçtuklarında bile yine de onları takip eder ve kendi kendilerine beslenebilene kadar kontrolü altında tutar. Sinek kuşuna son derece akılcı bir taktikle esneyip genişleyebilen yuva yapmayı ve yavrularına karşı duyduğu sorumluluk duygusunu ilham eden tüm canlıları koruyup gözeten Rabbimiz'dir.
Topluca bir adada yuvalar kuran deniz kırlangıçlarının yumurtaları tam olarak güvenlikte değildir. Çünkü ada kanatlı hırsızlar için kolay ulaşılabilir bir yerdir. Komşularıyla yanyana yuva kurmaları onlara havadan gelecek bir tehlikeye karşı koruma sağlar. Bir yerde herkesten ayrı olarak durmak tüm dikkatin sizin üzerinizde toplanmasını sağlar fakat kalabalık bir grubun içerisinde bulunmak demek yakalanma ihtimalinizin daha az olması demektir. Kuşlar bunu bilirmişçesine hareket ederler. Ayrıca komşu kuşlar saldırganı geri püskürtme konusunda da yardımcı olurlar. Allah her canlıyı koruyup gözetendir. (David Attenborough, Life of Birds, s.221)
Albatroslar deniz kuşlarının en büyüğüdür. Kanatlarının genişliği diğer kuşlar arasında en geniş ölçü olan 3.5 metreye ulaşır. Bu kuşların bir özelliği de yumurtalarını ve yavrularını koruyabilmek için son derece özenli yuvalar kurmalarıdır. Üreme zamanlarında koloniler halinde toplanırlar. Dişiler gelmeden haftalar önce, erkekler gelip burada daha önceden bulunan yuvaları tamir ederler.
Albatroslar, özenle hazırlanan yuva içerisindeki yumurtaların üzerinde yaklaşık 50 gün boyunca hiç kımıldamadan dururlar. Birçok canlı türü gibi albatroslar da yavruları için çok büyük fedakarlıklar yapmaktadırlar. Bu canlılara yavrularının rahatını düşünmeyi, onları beslemeleri, korumaları gerektiğini öğreten Yüce Allah'tır. Allah yarattığı her canlıyı koruyan gözetendir.
albatros
 
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
(Nahl Suresi, 79)
Gelişmekte olan bir civcivin gereksinim duyduğu besin ve su yumurtada mevcuttur. Yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür. Ayrıca civcivin oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya, bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasını engelleyecek ve mekanik darbelere karşı koruyacak bir sisteme gereksinimi vardır. Tüm bunları da yumurtanın kabuğu karşılar.
Civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. Gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki küçük gözenekler yoluyla olur.
Bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekir. Kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır.
civciv
 
Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü Kendisi'ne ait olan Allah'ındır;
ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.
(Sebe Suresi, 1)
Bütün bu özellikler yumurtada eksiksiz olarak mevcuttur. Gökten yere her işi kontrolü altında tutan Allah kusursuz yaratmasını bu gibi örneklerle bize tanıtır.
Ördek gibi su kuşları havayı vücutlarının içinde taşırlar. Bu, suyun üstünde kalmalarını sağlayan sebeplerden biridir. Ördeklerin vücudunda küçük balonlara benzeyen hava kesecikleri vardır. Bu kesecikler havayla dolduklarında ördeğin suyun içinde kalabilmesine yardımcı olurlar.
Ördek dalmak istediğinde ise hava keseciklerindeki havayı dışarıya pompalar. Vücudunun içinde daha az hava kaldığı için kolaylıkla suyun içine batar.
Ördekler uçarken saatte 50 km.'nin üzerine çıkabilirler. Ayrıca yırtıcı hayvanlara yem olmamak için de uçarlarken sürekli rotalarını değiştirirler. Suya dalmaları gerektiğinde bunu o kadar hızlı bir şekilde yaparlar ki avcılar için çok zor bir hedef olurlar.  (National Geographic, Kasım 1984, s.581)
ördek
 
Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir.
Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
(Nur Suresi, 45)
Su kuşlarından olan dalgıç kuşlarının yavruları su üstündeyken annelerinin sırtında yolculuk yaparlar. Anne kuş yavrularının düşmelerini engellemek için kanatlarını hafifçe yana doğru açar ve yavrularını, başını yana doğru uzatarak besler. Anne veya baba ilk olarak ya suyun üzerinden topladıkları ya da göğüslerinden kopardıkları tüyleri yavrularına yedirirler. Her yavru oldukça fazla miktarda tüy yutar. Bunların hazmı güçtür ancak yine de yavrular için çok değerlidirler. Ne var ki bu ilk ikram aslında bir  yiyecek değildir.
Yavruların yedikleri bu tüyler sindirilemez ve yavrunun midesinde birikir. Dalgıç kuşlarının bu ilginç davranışlarının çok önemli bir sebebi vardır. Balıkların kılçıkları veya diğer besinlerin sindirilemeyen kısımları da burada birikir ve böylece bu maddelerin yavrunun midesinin ve bağırsaklarının hassas duvarlarını zedelemesi engellenmiş olur.
Kuşların bu tüy yeme alışkanlıkları ömürleri boyunca sürecektir.  (David Attenborough, Life of Birds, s. 256) Yavruların hayatta kalabilmesi için bu tedbir çok önemlidir.
Dalgıç kuşları da dahil olmak üzere, doğadaki her canlı, sahip oldukları özellikleriyle bizlere bir Yaratıcının var olduğunu ispatlar. Herşeye gücü yeten O üstün ve sonsuz güç sahibi Yaratıcı, Allah'tır. Her canlı kendisini yaratan Allah'ın takdir ettiği şekilde hareket eder.
Ünlü biyolog Prof. Jeffrey P. Schloss hayvanların fedakar davranışlarının Darwinizm'le olan çelişkisinden şöyle bahsetmektedir:
"Doğal seleksiyon, tanım olarak üreme başarısını ve akraba olma özelliklerini yok eder. Akraba ilişkileri bazen birinin yararına diğerinin zarar görmesini içerir. Biyolojik fedakarlık, genetik olarak, başkalarının yararına kendi kendini imha etme davranışı olarak tanımlanır ve Darwinizm ile asla açıklanamaz."  (William Dembski, Mere Creation, Science, Faith & Intelligent Design, InterVarsity Press, USA, 1998, s. 238; [Wilson 1975, 578])
Turna kuşlarının yavruları çok iyi birer yüzücüdürler öyle ki yumurtadan çıktıktan birkaç saat sonra yuvadan ayrılıp ebeveynlerini izleyebilirler. Yavrular ve ebeveynleri arasında bir tür iletişim sesi vardır. Yetişkinlerinki yumuşak mırıltılı bir sesken yavruların sesi yüksek perdededir. Yavrular tehlikede ya da bir sıkıntı içinde olduklarında yüksek ve daha tiz bir ses çıkarırlar, ebeveynler de bunlara hemen tepki verirler.
turna
 
Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir...
(Nur Suresi, 41)
Üreme sezonunda ebeveynler karada olur, yavrularını yetiştirecekleri bölgeyi her ikisi de korurlar. Dişi yumurtaları bırakınca her iki ebeveyn de gün içinde  sırayla kuluçkaya yatarlar, ama kuluçka döneminin sonuna doğru bu değişim daha sık olur. Böylece her iki kuş da beslenip, hareket edebilir.
Yumurtadan çıkma zamanı yavruların beslenecekleri böceklerin ortaya çıkma zamanı ile aynıdır. Bu zamanlama turnalar için çok önemlidir, çünkü kış gelmeden önce göç etmeleri gerekmektedir. Bunun içinse yavruların büyüyüp gelişmesi ve güç kazanması şarttır.
Turnaların yaşamındaki bunlara benzer bütün detaylar üstün güç sahibi bir yaratıcı olan Allah'ın eseridir.
Kuğu yavruları yumurtadan çıktıklarında çok çirkindirler. Kahverengi ya da krem rengindedirler. Kısa boyunlu ve sık tüylerle kaplı olarak yumurtadan çıkan yavrular birkaç saat içinde koşabilecek ve yüzebilecek duruma gelirler. Anne ve babaları yavrularına birkaç ay boyunca özenle bakarlar. Sonunda küçük yavru muhteşem görünümlü bir kuğuya dönüşür.
Kuğuların Trumpeter türü, gelişmekte olan yumurtalarının sıcak kalmalarını sağlamak için, yumurtaların üzerine otururlar. Sadece zaman zaman ayağa kalkarak yumurtaları çevirirler. Böylece ısının her yere eşit dağılmasını sağlamış olurlar. Kuşkusuz ki yumurtalarının nasıl bir bakıma ihtiyaçları olacağını kuğulara ilham eden Allah'tır.  (Nat. Geo. Society, How Animals Care for Their Babies, s.6)
kuğu
 
... Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez..
(Enam Suresi, 59)
Çok iyi birer dalıcı olan sümsük kuşları zamanlarını büyük ölçüde denizlerde geçirir, kıyılarda ya da adalarda koloniler halinde ürerler. Kolonideki yuvalar deniz yosunları ve çamurdan yapılmıştır. Kuzey yarı kürede yaşayan sümsük kuşları bir, Güney yarı kürede yaşayanlarsa iki tane yumurta bırakırlar. İki aylık olduklarında erişkinler tarafından yalnız bırakılan yavrular av bulmaya çıkar ve çoğu kez yuvalarından çıktıklarında hemen uçmaya başlarlar.  (Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 6, s. 204)
Tayland ormanlarında yaşayan yavru leylekler son derece dikkat çekici bir yöntemle sıcaktan korunurlar. Anne ve babaları gagalarında getirdikleri suyu henüz tüyleri çıkmamış yavrularının üzerine boşaltır. Bu soğuk duş yavruları biraz olsun rahatlatır, ama bu yeterli değildir. Yavruların gölgeye de ihtiyaçları vardır.
Bu ihtiyaçlarını ise yine fedakar anne ve babaları karşılar. Kanatlarını açıp kızgın güneşe kendilerini siper ederek  yavrularını sıcaktan korurlar.
Leylekler, yavrularına gösterdikleri özen, bağlılık ve fedakarlıkla yeryüzünün örnek anne babalarından biridir. Doğayı inceledikçe, hep aynı gerçekle karşılaşırız: Tüm canlıları Allah yaratmıştır ve her canlı, sahip olduğu mükemmel özelliklerle yaratılışın birer delilidir. Tüm bu muhteşem yaratılışın sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Yüce Allah'tır. Akıl sahibi insanlara düşen ise, Allah'ın yaratması üzerinde düşünmek ve Rabbimiz'i övüp yüceltmektir.
leylek
 
Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, herşeyi hakkıyla görendir.
(Mülk Suresi, 19)
Afrika kıtasındaki sıcaklık kimi zaman canlılar için öldürücü olabilir. Bu nedenle birçok canlı bu öldürücü ışınlardan korunmak için kendisine gölgelik mekanlar arar. Güney Afrika devekuşu ise kendinden çok yumurtalarını ve yavrularını düşünerek onları güneş ışığından korur. Bunun için onların üzerinde durur ve sık sık geniş kanatlarını açarak güneş ışığının yumurtalarına ve yavrularına gelmesini önler. Ancak dikkat edilirse, bu hayvan güneşin ışınlarına, "kendi vücudunu" maruz bırakmaktadır. Bu fedakarca davranışın nedeni devekuşunun da diğer bütün canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla hareket ediyor olmasıdır. Devekuşu Allah'ın koruma ve şefkat duyguları ilham ettiği canlılardan yalnızca biridir:
… Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler. (Al-i İmran Suresi, 83)