materyalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
materyalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2014 Pazartesi

Ahir Zaman Sorularına Bediüzzaman Cevap Veriyor 2 - kitapçık

1-10

1- Hz. Mehdi’ye Katılacak ve Manevi Yardımda Bulunacak Kesimler Kimlerdir?

O ZAT BÜTÜN EHL-İ İMANIN (iman edenlerin) MANEVİ YARDIMLARIYLA ve İTTİHAD-I İSLAM'I MUAVENETİYLE (İslam Birliği'nin yardımlaşmasıyla) ve BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN (alimlerin ve velilerin) ve bilhassa AL-İ BEYT'İN NESLİNDEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ (çok sayıda) BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA(Peygamber soyundan gelen fedakar kimselerin katılımlarıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI (büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR.(Emirdağ Lahikası, s. 260)
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin üçüncü görevini çok önemli ve geniş kitlelerin desteğiyle gerçekleştireceğini bildirmiştir. Bediüzzaman "BÜTÜN EHL-İ İMANIN MANEVİ YARDIMLARIYLA" sözleriyle, "TÜM MÜSLÜMANLARIN" ittifak halinde oluşturacakları birliğin Hz. Mehdi'nin bu görevdeki yardımcıları olacağını bildirmiştir.
Hz. Mehdi ve yardımcıları güçlerini Allah sevgisinden, iman coşkusundan alan cesur insanlar olacaktır. İmanlarının nuru tüm dünyanın aydınlanmasına vesile olacaktır. Tüm Müslümanların dahil olacağı böyle geniş çapta bir ittifakın desteği, Bediüzzaman'ın döneminde gerçekleşmiş değildir. Bediüzzaman'ın da müjdelediği gibi, bu geniş kitlenin manevi yardımları, ancak ahir zamanda Hz. Mehdi ile birlikte oluşacak ve onun üçüncü görevinin gerçekleştirilmesinde büyük bir rol oynayacaktır.
Bediüzzaman "İTTİHAD-I İSLAM'IN MUAVENETİYLE" sözleriyle, Hz. Mehdi'nin üçüncü görevini aynı zamanda "İSLAM BİRLİĞİNİN YARDIMLAŞMASIYLA" yerine getireceğini de bildirmiştir. Böyle bir birlik Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemde henüz oluşmamış, dolayısıyla da büyük bir ittifakın yardımı da söz konusu olmamıştır. Bediüzzaman İslam Birliği'nin bu yardımlaşmasının Hz. Mehdi döneminde gerçekleşeceğini ve onun üçüncü görevinde büyük bir destek sağlayacağını belirtmiştir.
Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin bu üçüncü görevindeki diğer bir desteğin de "BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN KATILIMLARIYLA" gerçekleşeceğini bildirmiştir. Hz. Mehdi'nin gelişi 1400 senedir tüm İslam alimleri ve iman sahipleri tarafından büyük bir heyecanla beklenmektedir. Kuşkusuz ki bütün alimlerin ve velilerin katılımının sağlanacağı böyle büyük bir destek, Hz. Mehdi'nin mücadelesinde ve bu görevini yerine getirmesinde son derece önemli bir rol oynayacak ve büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Dikkat edilirse Bediüzzaman burada "BÜTÜN" kelimesini özellikle belirtmiş ve Hz. Mehdi'yi "alimlerin tümünün birden" destekleyeceğini bildirmiştir. İslam alimlerinin böyle büyük bir ittifakla destek vermeleri Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemde gerçekleşmemiştir. Bediüzzaman bu katılımın ancak Hz. Mehdi'nin yerine getireceği bu görev ile birlikte gerçekleşeceğini hatırlatmıştır.
Bediüzzaman bu sözüyle ayrıca, Hz. Mehdi'nin Peygamber Efendimiz (sav)'in mübarek soyundan olacağına, ona destek verenler arasında da Ehl-i Beyt’ten yani Peygamber soyundan gelen kimselerin bulunacağına dikkat çekmiştir. Bediüzzaman, tüm Müslümanlar, İslam alimleri ve evliyalar ile birlikte"milyonlarca seyyidin de Hz. Mehdi'nin yanında yer alacağını ve bu kutlu zata destek vereceğini" bildirmiştir. Hz. Mehdi'nin üçüncü görevindeki diğer yardımcılarında olduğu gibi, böyle bir destek de daha önce ne Bediüzzaman döneminde ne de ondan önceki müceddidlerin  devrinde  gerçekleşmemiştir. Bediüzzaman'ın açıkladığı gibi, "PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SOYUNDAN GELEN MİLYONLARCA SEYYİDİN KATILIMI" ancak Hz. Mehdi döneminde gerçekleşecektir.
Bediüzzaman "O VAZİFE-İ UZMAYI YAPMAYA ÇALIŞIR" sözleriyle ise "Hz. Mehdi'nin bir şahs-ı manevi değil, "BİR İNSAN OLARAK İŞ BAŞINDA OLACAĞINI" ifade etmiştir. Zira bir şahs-ı manevinin bir görevi "yapmaya çalışması" söz konusu değildir. Böyle bir çaba ancak bir insanın gerçekleştirebileceği bir fiildir. Bediüzzaman da bu gerçeği vurgulayarak Hz. Mehdi'nin bir şahıs olduğunu ifade etmiştir.
Bediüzzaman sözlerinde ayrıca Hz. Mehdi'nin yerine getireceği hizmeti "BÜYÜK GÖREV" olarak nitelendirmiştir. Bediüzzaman'ın bu ifadesine göre Hz. Mehdi'nin yapacağı hizmetler, kendisinden önceki dönemlerde gelen müceddidlerin görevlerinden farklı, "ÇOK BÜYÜK ÇAPLI" faaliyetlerdir. Hz. Mehdi İslam ahlakını dünya çapında hakim kılacak, İslam dünyasını biraraya getirecek ve tüm Müslümanların liderliğini üstlenecektir. Bediüzzaman'ın "VAZİFE-İ UZMA"sözleriyle ifade ettiği bu olaylar Hz. Mehdi'nin tanınmasını sağlayacak en önemli alametlerinden olacaktır.

2- Hz. İsa Nuzül Etmiş Midir?

Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle HAZRET-İ İSA'NIN SEMAVİ NÜZULÜ (gökyüzünden inişi) KAT'İ (kesin) OLMAKLA BERABER; mana-yi işarisiyle (işaret ettiği manayla) başka hakikatleri (gerçekleri) ifade ettiği gibi bu hakikata da mucizane (mucizevi bir şekilde) işaret ediyor. (Kastamonu Lahikası, s. 50)
Hz. İsa'nın ahir zamanda yeniden yeryüzüne gelecek olması Kuran-ı Kerim'de ve hadislerde bildirilen bir gerçektir. Bediüzzaman da bu gerçeği dile getirmekte, hadislerde Hz. İsa'nın yeniden dünyaya geleceğinin açıkça bildirildiğini söylemektedir. Bu, samimi olarak iman edenler için çok kıymetli bir müjdedir. Allah'ın izniyle, ahir zamanda yaşayan müminler bu mucizeye tanıklık edecek, aradan geçen 2000 yılın ardından Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişine şahit olacaklardır.
Bediüzzaman bu sözünde kullandığı "KAT'İ" kelimesiyle, Hz. İsa'nın yeniden dünyaya dönüşünün "KESİN" bir gerçek olduğunu belirtmektedir. Bediüzzaman'ın Peygamberimiz (sav)'in hadislerine dayandırarak verdiği bu haber, aksi yöndeki tüm iddiaları geçersiz kılmaktadır.
Bunun yanı sıra Bediüzzaman'ın burada ortaya koyduğu bir başka gerçek ise, Hz. İsa'nın manevi bir şahıs değil, insani bedeniyle mucizevi bir şekilde yeryüzüne ikinci kez gelecek olan "BİR ŞAHIS" olduğudur.
Ancak Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemde, dünya böyle büyük bir olayın gerçekleştiğine şahitlik etmemiş, Hz. İsa Bediüzzaman hayattayken henüz nüzul etmemiştir. Allah’ın izniyle bu tarihi olay, Hz. Mehdi'nin ortaya çıktığı dönemde gerçekleşecektir.

3- Hristiyanlık Üçleme ve Hurafelerden Arınmış Mıdır?

4- İslamiyet ve Hristiyanlık İttifak Edip Büyük Güç Kazanarak Dinsizliği Mağlup Etmişler Midir?

5- Hz. İsa Hristiyanlığın Başına Geçmiş Midir?

6- Hristiyanlık İslamiyet’e Tabi Olmuş Mudur?

İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek (ortaya çıkacak), yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek (temizlenecek), hurafattan ve tahrifattan (hurafelerden ve tahriflerden) sıyrılacak, hakaik-i İslamiye (İslam gerçeği) ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslamiyet'e inkılab edecektir (dönüşecektir). Ve Kuran'a iktida ederek (uyarak), o İsevilik  şahs-ı manevisi tabi (uyan) ve İslamiyet metbu (uyulan) makamında kalacak; din-i hak bu iltihak (katılma) neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır. (Mektubat s. 53-54)
Bediüzzaman'ın sözlerinde belirttiği gibi, Hristiyanlık dini, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişiyle birlikte, batıl inanışlardan, hurafelerden ve tahrif olmuş özelliklerinden arınacak ve temizlenecektir. İsevilik gerçek din olan İslamiyet ile birleşecek, manevi olarak Hristiyanlık İslamiyet'e dönecektir. İki dinin birleşmesi ile materyalizm fikren mağlup olacak ve insanların üzerindeki etkisi dağılacaktır.
Hz. Mehdi'nin İslam Birliği'ni oluşturması, tüm Müslümanların liderliğini üstlenmesi, Hristiyanlarla ittifak ve dayanışma içine girmesi, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelmesi ve tüm bunların sonucunda Hristiyanlığın da gerçek hak din olan İslam’a tabi olup İslam ahlakının yeryüzüne hakim kılınması, dünya tarihinin belki de en büyük ve en görkemli olaylarından olacaktır. Böylesine büyük gelişmeler Bediüzzaman’ın döneminde de, günümüzde de yaşanmamıştır.
Bediüzzaman da bu açıklamalarıyla bu önemli gerçeğe dikkat çekmiş ve Hz. Mehdi'nin geldiğinden bahsedebilmek için bu önemli olayların gerçekleşmiş olması gerektiğini hatırlatmıştır. Kendi yaşadığı dönemde bu olayların yaşanmamış olduğunu belirterek ise, kendisinin Hz. Mehdi olamayacağını bir kez daha delillendirmiştir.

7- Bediüzzaman Başkumandan Olmuş Mudur?

... BAŞKUMANDANLARI OLAN "BÜYÜK MEHDİ"NİNKEMAL-İ ADALETİNİ (yüce adaletini)VE HAKKANİYETİNİ (haktan ve doğruluktan ayrılmayışını, doğruluğunu) DÜNYAYA GÖSTERMELERİ  gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların (cemiyet hayatına ait kuralların) muktezasıdır (gereğidir).(Şualar, s. 456)
Peygamber Efendimiz (sav)'den rivayet edilen birçok hadiste Hz. Mehdi döneminde yeryüzünün adaletle dolacağı haber verilmektedir:
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah, benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek, yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)
Mehdi bendendir, yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. (Sünen-i Ebu Davud, 5/93)
Bu (Emir) de (Hz. Mehdi) insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/348)
Hadislerde belirtilen, bu adalet ve huzur ortamı çok geniş çapta ve çok benzersiz olacaktır. Bediüzzaman da "KEMAL-İ ADALETİ" ve "HAKKANİYETİ" sözleriyle, Hz. Mehdi'nin adaletinin en mükemmel şekilde olacağını bildirmektedir. Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin bu vasıflarını dile getirerek öncelikle onun bir şahs-ı manevi olmadığını, "ADALET YAPABİLECEK, HAK VE DOĞRU YOLU İZLEYEBİLECEK BİR ŞAHIS" olduğunu ifade etmektedir. Bir şahs-ı manevinin "adaletli olması ya da hak yoldan ayrılmama vasfını taşıması" söz konusu değildir. Bediüzzaman da Hz. Mehdi'nin ahlakındaki bu "MÜMİN VASIFLARI"na dikkat çekerek, bu konuya açıklık kazandırmış ve onun mübarek "BİR İNSAN" olduğunu hatırlatmıştır.
Bediüzzaman bu sözlerinin başında ise "Büyük Mehdi"nin "BAŞKUMANDANLIK" sıfatına dikkat çekmiştir. Bu, ancak "BİR İNSAN"ın sahip olabileceği bir özellik ve bir insanın üstlenebileceği bir görevdir. Çok açıktır ki Bediüzzaman burada bir şahs-ı manevinin müminlerin başkumandanı olacağından bahsetmemekte; "BU GÖREVİ YERİNE GETİREBİLECEK ÖZELLİKLERE SAHİP BİR ŞAHSI" ifade etmektedir.
Bediüzzaman yaşadığı devrin müceddidi olarak çok kıymetli hizmetler yapmış ancak başkumandan vasfına sahip olmamıştır.
Bediüzzaman "BAŞKUMANDANLARI olan "Büyük Mehdi"nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini DÜNYAYA GÖSTERMELERİ" sözleriyle burada ayrıca Hz. Mehdi'nin yüce adaletinin, haktan ve doğruluktan ayrılmayışının mükemmelliğine "BÜTÜN DÜNYANIN ŞAHİT OLACAĞINI" ifade etmektedir. Tüm insanlar, bu mübarek zatı görüp tanıyacaklar, Allah'ın adil sıfatının yeryüzündeki tecellilerini Hz. Mehdi'de göreceklerdir. Hz. Mehdi'nin büyük fikri mücadelesi neticesinde, belki de tüm dünyada ilk kez zulüm ve kargaşa tamamen bitecek, dünya çapında barış, huzur ve adalet olacaktır. Bediüzzaman bu açıklamalarıyla, Hz. Mehdi'nin geçmiş dönemlerde gelmediğini, geldiğinde ise Allah'ın bu gelişmelerle onu insanlara tanıtacağını bildirmektedir.

8- Hz. Mehdi ve Talebeleri Geldiğinde, Bediüzzaman Vefat Etmiş Olacağını Nasıl İfade Etmiştir?

TA AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE (dünya çapında) ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (talebeleri), CENAB-I HAKK'IN İZNİYLE GELİR,  O DAİREYİ GENİŞLETİR ve O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH'A ŞÜKREDERİZ. (Kastamonu Lahikası, s. 99)
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin ahir zamanda ortaya çıkacağını haber vermektedir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve talebelerini Risale-i Nur'un asıl sahipleri olarak nitelendirmekte, Risale-i Nur'un başlattığı hizmeti bu mübarek şahsın tamamlayacağını müjdelemektedir.
Bediüzzaman burada kullandığı "TA AHİR ZAMANDA" sözleriyle Hz. Mehdi'nin geleceği zamanı belirtmektedir. Bediüzzaman bu ifadesiyle öncelikle Hz. Mehdi'nin kendisinden "İLERİDEKİ BİR TARİHTE" geleceğini dile getirmektedir. Bediüzzaman'ın burada kullandığı "TA" kelimesi ise bu konuya açıklık getiren önemli bir ifadedir. "TA" kelimesi uzaklık ifade eden bir kelimedir. Bediüzzaman bu ekle, ahir zamanın kendi yaşadığı dönemin çok daha ilerisinde, daha uzakta bir zaman olduğunu ifade etmektedir. Bediüzzaman Risale-i Nur'un dar dairede yani sınırlı bir kesim içerisinde başlattığı hizmetleri daha ileriki bir tarihte gelecek olan Hz. Mehdi ve talebelerinin devam ettireceklerini ve bunu dünya çapında bir hizmete dönüştüreceklerini bildirmiştir. Bediüzzaman bu sözleriyle kendisinin Hz. Mehdi olmadığını, bu mübarek zatın ise kendisinden sonraki bir dönemde geleceğini açık bir şekilde ifade etmiştir.
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin yerine getireceği üç görevden bahsettiği kimi sözlerinde "dar ve geniş daire" (dar ve geniş alemler) kavramlarını kullanmıştır. Bediüzzaman Risale-i Nur'un etkisinin ve bu yolla yapılan iman hizmetinin dar dairede yani sınırlı bir bölgede yapılan bir faaliyet olduğunu ifade etmiştir. Hz. Mehdi'nin yapacağı faaliyetlerin ise "HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE" yani "DÜNYA ÇAPINDA" gerçekleştirileceğini belirtmiştir. Hz. Mehdi, Allah'ın izniyle Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacak, halihazırda dünyanın pek çok yerinde dağınık halde bulunan Müslümanlar arasında İslam Birliği'ni sağlayacak ve tüm Müslümanların liderliğini üstlenecektir. Tüm bunlar Hz. Mehdi'nin "HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE" yerine getireceği görevlerin delillerini oluşturacak ve Hz. Mehdi'nin tanınmasını sağlayan alametler olacaktır. Bediüzzaman da sözlerinin pek çoğunda bu konuyu gündeme getirerek, bunu, kendisinin Hz. Mehdi olmadığına dair bir delil olarak göstermiş, Hz. Mehdi'nin yapacağı faaliyetlerin etkisinin büyüklüğünü hatırlatmıştır.
Bediüzzaman burada ahir zamanda gelecek ve Kuran ahlakını tüm dünyada hakim kılacak olan Hz. Mehdi'den, kendisinin attığı tohumların "ASIL SAHİPLERİ"olarak bahsetmektedir. Bu açıklamalarına göre, Bediüzzaman Kuran ahlakının dünya hakimiyetinin tohumlarını atan bir müceddid, Hz. Mehdi ise bu hakimiyetin asıl sahibi olacaktır. Hz. İsa ile birlikte İslam ahlakını dünya çapında hakim kılacak olan ahir zaman topluluğunun lideri Allah'ın izniyle Hz. Mehdi olacaktır. Dolayısıyla Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve onun talebeleri için burada kullandığı "ASIL SAHİPLERİ" ifadesiyle, Hz. Mehdi'nin ve talebelerinin dünya çapında yerine getireceği görevlerin asıl sahibinin kendisi olmadığını açıklamış ve böylece kendisinin Hz. Mehdi olmadığını da ifade etmiştir.
Bediüzzaman'ın bu sözlerinde vurguladığı bir başka önemli nokta ise, Hz. Mehdi ve onun şahs-ı manevisini oluşturan talebelerinin iki ayrı kavram olduğudur. Bediüzzaman "Hz. Mehdi VE şakirtleri" derken burada kullandığı "VE" kelimesiyle bu duruma açıklık getirmektedir. Bu ikisi birbirinden ayrıdır ve ancak ikisinin biraraya gelmesinden Hz. Mehdi'nin şahs-ı manevisi oluşmaktadır. Ama bu şahs-ı manevinin oluşabilmesi için başta mutlaka Hz. Mehdi bir şahıs olarak bulunacaktır. Bediüzzaman da burada, "HZ. MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ" sözleriyle bu gerçeği dile getirmekte ve Hz. Mehdi'nin manevi bir şahıs olarak değil, talebelerinin başında ayrı bir şahsiyet olarak var olacağını ifade etmektedir.
Bediüzzaman bu sözünde, "Cenab-ı Hakk'ın izniyle GELİR" diyerek öncelikle Hz. Mehdi'nin ahir zamanda gelecek bir şahıs olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Çünkü bilindiği gibi "GELME" fiili, manevi bir şahsın gerçekleştirebileceği bir olay değildir. "GELME" ifadesi burada açıkça bir insanın gelişini müjdelemek için kullanılmış bir fiildir. Eğer Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin bir şahs-ı manevi olduğunu belirtmek isteseydi, kuşkusuz ki böyle bir kelime kullanmaz, Hz. Mehdi'nin gelişinden bahsetmezdi.
Bediüzzaman, kendi döneminde imanı kurtarma yolunda mücadele vermiş ve ahir zaman cemaatine öncülük etmiştir. Bediüzzaman "O DAİREYİ GENİŞLETİR" sözüyle, kendisinin "dar dairede" yani "sınırlı bir çevrede" başlattığı iman kurtarma mücadelesinin Hz. Mehdi zamanında genişleyeceğini ve"DÜNYA ÇAPINDA" neticeleneceğini belirtmiştir. Bediüzzaman bu açıklamasıyla, Hz. Mehdi'nin özelliklerini ve yerine getireceği görevlerin benzersizliğini hatırlatarak bir kez daha kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ifade etmiştir.
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'den önce gelmiş, insanların Allah'ın dininden uzaklaştığı bir ortamda Kuran ahlakı ve iman hakikatleri üzerinde durarak çok büyük bir imani hareket başlatmıştır. "O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR" sözleriyle bu büyük fikri mücadelesini tohum ekmeye benzetmektedir. Sonradan Hz. Mehdi zamanında bu iman tohumlarının sümbülleneceğini, yani Hz. Mehdi'nin Bediüzzaman'ın başlattığı bu imani çalışmaları genişleteceğini ve sonuca ulaştıracağını belirtmektedir. Bediüzzaman bu örneklendirmesiyle, kendisinin Hz. Mehdi'den önceki bir dönemde yaşadığını, Hz. Mehdi'nin gelişinin ise kendisinden sonraki bir dönemde gerçekleşeceğini açıkça ifade etmektedir.
Bediüzzaman, "BİZLER DE KABRİMİZDEN SEYREDİP" sözleriyle, ektiği iman tohumlarının sümbülleneceği yani Hz. Mehdi'nin Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı dönemde, kendisinin vefat etmiş olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman bu sözüyle bir kez daha kendisinin Hz. Mehdi olmadığını, bu kutlu şahsın gelip görevine başladığı dönemde kendisinin hayatta olmayacağını hatırlatarak ifade etmiştir.

9- Bediüzzaman Hz. Mehdi’ye Olan Bağlılığını Nasıl Tarif Etmiştir?

O İLERİDE GELECEK ACİB (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) ŞAHSIN bir HİZMETKARI ve ONAYER HAZIR EDECEKBİR DÜMDARI (yardımcı kuvveti) ve OBÜYÜK KUMANDANIN PİŞDAR BİR NEFERİ (önden giden bir askeri) olduğumu zannediyorum. (Barla Lahikası, s. 162)
Bediüzzaman bu ifadesinde Hz. Mehdi için, "İLERİDE GELECEK" sözlerini kullanmıştır. Bediüzzaman "gelmiş" veya "geldi" gibi kendi dönemini ve öncesini kasteden ifadelere yer vermemiştir; "ileride gelecek" diyerek Hz. Mehdi'nin kendi yaşadığı dönemden sonra geleceğini açıklamıştır. "İLERİDE" kelimesinin gelecek bir zamanı ifade etttiği son derece açıktır ve Bediüzzaman'ın bu konudaki düşüncesini hiçbir itiraza yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.
Bediüzzaman bu sözüyle kendi yaptığı çalışmaların, Hz. Mehdi'ye zemin hazırlayacağını ifade etmekte, kendisini bu mübarek zatın "HİZMETKARI" olarak nitelendirmektedir. Kuşkusuz ki bu son derece kesin bir açıklamadır. Eğer Bediüzzaman'ın, kendisinin Hz. Mehdi olduğu yönünde bir kanaati olsaydı, kendisini "Hz. Mehdi'nin hizmetkarı" olarak nitelendirmezdi. Çünkü "bir kişinin aynı anda hem Hz. Mehdi hem de onun hizmetkarı olabilmesi" mümkün değildir. Dolayısıyla bu ifade açıkça ortaya koymaktadır ki Bediüzzaman burada çok açık bir şekilde Hz. Mehdi olmadığını belirtmiştir.
Bediüzzaman burada "ONA YER HAZIR EDECEK" ifadesini kullanarak, Hz. Mehdi'nin kendisinden sonra gelecek bir kimse olduğunu bir kez daha açıklamıştır. Bilindiği gibi "hazırlık" bir şeyin öncesinde yapılan bir eylemdir. Halihazırda mevcut olan, hazır bulunan bir şey için hazırlık yapılması söz konusu değildir. Bediüzzaman da burada kendisinin "Hz. Mehdi'nin gelişinden önce böyle bir hazırlık içerisinde olduğunu" ifade etmektedir. Bu da Hz. Mehdi'nin, Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemde henüz ortaya çıkmamış olduğunu, bu dönemin bir "hazırlık devresi" olduğunu göstermektedir.
Hadislerde yer alan tariflere ve Bediüzzaman'ın açıklamalarına göre, ahir zaman mücadelesi çok kapsamlı bir fikri mücadele olacaktır. Bu fikri mücadelede Hz. Mehdi döneminde yaşayan salih müminler görev aldığı gibi, kendisinden önce gelip ona yer hazırlayacak yardımcıları, dostları da olacaktır. Bediüzzaman da bu sözleriyle bu gerçeğe işaret etmektedir. Büyük İslam alimi, kıymetli hizmetleri ile ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'ye ortam hazırladığını dile getirmektedir. Fikri mücadelesinin, hizmetlerinin, eserlerinin Hz. Mehdi'nin çalışmalarına fayda sağlayacağını ve bunların Hz. Mehdi tarafından kaynak olarak kullanılacağını ifade etmektedir. Bediüzzaman bu  açıklamalarıyla, kendisinin ahir zamanın beklenen Mehdisi olmadığını bir kez daha bizzat kendi sözleriyle ifade etmektedir.
Bediüzzaman bu sözleriyle ayrıca kendi konumunu da çok açık bir şekilde tanımlamıştır. Yukarıda da ifade edildiği gibi, bir insanın aynı anda hem "Hz. Mehdi olması" hem de ona "yer hazır edecek bir kimse" olabilmesi  söz konusu değildir. Çünkü yer hazır edecek olan kişi, o kişiyle eş zamanlı olarak bu görevi yapmamaktadır. Onun görevi olayın öncesindedir; gelecek olan kişi yani Hz. Mehdi ise bu yer hazır edildikten sonra yani ileriki bir zamanda görevine başlayacaktır.
"DÜMDAR" kelimesi "yardımcı kuvvet" anlamına gelmektedir. Bediüzzaman, bu sözüyle kendisini, asıl mücadeleyi yürüten zata imkan hazırlayan yardımcı kuvvetlere benzetmiştir. Bu şekilde kendisinden sonra gelecek olan ve yapacağı büyük fikri mücadele ile İslam ahlakının getirdiği tüm güzellikleri yeryüzüne hakim edecek olan Hz. Mehdi'nin bir yardımcısı olduğunu ifade etmektedir.  Eğer Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi olduğunu düşünseydi kuşkusuz ki burada kendisini "Hz. Mehdi'nin yardımcısı" olarak tanımlamazdı. Çünkü "Hz. Mehdi'nin ve yardımcısının", "birbirinden farklı, iki ayrı kişi" olduğu çok açıktır. Eğer Bediüzzaman "yardımcısıyım" diyorsa, bu onun Hz. Mehdi olmadığını belirttiği çok açık bir ifadedir.
Bediüzzaman Hz. Mehdi'den bahsederken "O BÜYÜK KUMANDAN" sözlerini kullanarak Hz. Mehdi'nin "kumandanlık vasfına" da dikkat çekmektedir. Bir şahs-ı manevinin kumandanlık sıfatı taşımasının söz konusu olamayacağı çok açıktır.
Bediüzzaman'ın burada kullandığı "PİŞDAR BİR NEFER" ifadesi, "ÖNDEN GİDEN ASKER" anlamını taşımaktadır. Bediüzzaman bu sözüyle kendisini önden giden öncü kuvvetlere benzetirken, Hz. Mehdi'nin kendisinden sonra geleceğini bir kez daha vurgulamıştır. Eğer Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi olduğunu belirtmek isteseydi, kuşkusuz ki böyle bir ifade kullanmazdı. Çünkü bu ifade aksi yönde öne sürülebilecek tüm iddiaları geçersiz kılmakta ve konuya kesin bir açıklık kazandırmaktadır. Bediüzzaman "kendisini ÖNDEN GİDEN" bir kişi olarak nitelendirmekle; "Hz. Mehdi'nin ise kendisinden SONRA GELEN"bir kimse olduğunu netleştirmektedir.
Bediüzzaman burada ayrıca "BİR NEFER" yani asker kelimesini kullanarak, kendisinin Hz. Mehdi değil, onun bir yardımcısı ve ona hizmet eden bir görevli olduğunu bir kez daha ifade etmektedir. Bediüzzamanın kendisini bir "HİZMETKARI, ÖNCÜSÜ" olarak vasıflandırdığı ve bu kadar övgüyle, saygıyla bahsettiği Hz. Mehdi, tüm İslam alemi tarafından asırlardır beklenmektedir. Bediüzzaman da bu açıklamalarıyla, Hz. Mehdi'nin ahir zamanda, Allah'ın izniyle, muhakkak ortaya çıkacağını müminlere müjdelemektedir.

10- Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi’yi Acip Bir Şahıs Olarak Vasıflandırmasındaki Hikmet Nedir?

O İLERİDE GELECEK ACİB (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) ŞAHSIN… (Barla Lahikası, s. 162)
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin önemli bir özelliğini vurgulamış ve Hz. Mehdi'nin "ACİB BİR ŞAHIS" olduğunu ifade etmiştir. "Acib" kelimesi, "hayret veren, şaşırtıcı, benzeri görülmeyen" anlamındadır. Hadislerde Hz. Mehdi'nin çok büyük bir fikri mücadelesi olacağı, yaptığı işlerin dünya çapında etki göstereceği bildirilmektedir. Bediüzzaman da, Hz. Mehdi'den "ACİB" ifadesiyle bahsetmekte, bu mübarek zatın daha önce "BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR KİŞİ" olacağına dikkat çekmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin kullandığı yöntemlerin ve mücadele şeklinin alışılmışın dışında olacağı bildirilmiştir. Bu bilgilere göre, Hz. Mehdi çok etkili yöntemler kullanacak, her konuda başarılı sonuçlar elde edecektir. Bu başarısına karşılık, kendisine çok yoğun saldırılar olmasına rağmen bunlardan hiç etkilenmeyecektir. Bediüzzaman da bu sözüyle Hz. Mehdi'nin, "herkesin anlayamayacağı vehbi (çalışmakla kazanılmayıp Allah'ın lütfuyla olan) ilimlere de vakıf bir şahıs olacağını" ifade etmiştir.  Bediüzzaman'ın bu sözünden anlaşıldığı üzere, Hz. Mehdi döneminde hayret verici olaylar da yaşanacaktır. Hadislerde bildirildiğine ve İslam alimlerinin ifadelerine göre, olağanüstü doğa olayları, beklenmedik siyasi değişimler, teknolojinin hızla gelişmesi, dünya çapında tebliğ yapılması benzeri görülmemiş bir dönem olacağını anlatmaktadır. Hz. Mehdi her an Allah'ın yakın takibine ve yardımına mazhar olacaktır. Bu nedenle, Bediüzzaman'ın da belirttiği gibi, iman gözüyle bakmayanların şaşıracağı, kolay kolay açıklayamayacağı harikalıkta başarılara vesile olacaktır.

19 Ekim 2013 Cumartesi

Ahir zamanın 656 Alameti

HZ. MEHDİ (AS)'IN HAYATINDAKİ BAZI DÖNEMLER

BİR MÜDDET GÖZLERDEN UZAK OLUR

324- HAPSE ATILACAK VE İNSANLAR İÇİN GAYB OLACAKTIR

Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Bu GAYBETİN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) SAHİBİNDE DÖRT PEYGAMBERİN SÜNNETİ VARDIR"... Dedim ki: "HZ. YUSUF'UN SÜNNETİ NEDİR?" BUYURDU Kİ: "ZİNDAN VE GAYBET"... (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 190)

325- İKİ DEFA GAYBETİ, YANİ HAPİSANE DÖNEMİ OLACAK, BİRİSİ DAHA UZUN SÜRECEKTİR

Bu kıyamın sahibinin (Hz. Mehdi (as)'ın) iki gaybeti vardır. BİR GAYBETİ (HAPİSTE KALDIĞI DÖNEM) O KADAR UZAYACAK Kİ ŞÖYLE DİYECEKLER: "ÖLDÜ." BAZILARI DİYECEK Kİ: "ÖLDÜRÜLDÜ." Bazıları diyecek ki: "Gitti..." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 198)

326- BİR ÇOK EZİYETE MARUZ KALACAKTIR

Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. BENİM EHL-İ BEYT'İM MUHAKKAK BENDEN SONRA BELA, KAÇIRILMA VE SÜRGÜNE UĞRAYACAKTIR. BENDEN SONRA EHL-İ BEYT'İM BELA VE MİHNETLERLE KARŞILAŞACAKLAR VE TARDA MARUZ KALACAKLARDIR. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)

327- GAYBETLERİNDEN (HAPİSANE DÖNEMLERİNDEN) BİRİ DİĞERİNDEN DAHA UZUN SÜRECEKTİR

AL-İ MUHAMMED'İN KAİM'İNİN (HZ. MEHDİ'NİN) İKİ GAYBETİ (HAPİS DÖNEMİ) VARDIR. BİRİSİ DİĞERİNDEN DAHA UZUNDUR... (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)

328- GAYBETİ DÖNEMİNDE YANINDAN AYRILANLAR OLACAKTIR

O (Hz. Mehdi (as)) BİR SÜRE ONLARDAN UZAKLAŞACAK, BÖYLECE DALALET EHLİ AYRILACAKTIR. Öyle ki cahil şöyle diyecek: "Allah'a ulaşmak konusunda Al-i Muhammed'e (Peygamberimiz (sav)'in soyundan birine (Hz. Mehdi (as)'a) ihtiyaç yoktur." 
(Gaybet-i Numani, s. 161)


329- MEHDİ (AS)'IN YANINDAN AYRILAN HELAK OLUR

Abdulaziz b. Müslim şöyle rivayet etmiştir: "İmam Mehdi, susamışlar için tatlı bir su, doğru yolu gösteren bir rehber, helak olmaktan kurtaran bir kurtarıcıdır. İmam Mehdi, yollarını kaybedenlerin, doğru yolu bulması için yüksek bir yerde yakılan kılavuz ateşidir. Dondurucu soğuğa tutulanlar için bir sıcaklıktır. Tehlikeli geçitlerde güvenilir kılavuzdur. ONDAN (İMAM MEHDİ'DEN) AYRILAN KESİNLİKLE HELAK OLUR." (İman Ve Küfür Kitabı / Usul-U Kafi (El-Usul Min El-Kafi) / El-Kuleyni, Cild 1)

HAYATINDAKİ BAZI DÖNEMLER

330- KENDİSİ İSTEMEDİĞİ HALDE ONA BİAT EDİLECEKTİR

Mehdi... istemediği halde RÜKUN İLE MAKAM ARASINDA ONA BİAT EDECEKLER. (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
İnsanlar nihayet Mehdi'ye gelirler ve Rükun ile Makam arasında, KENDİSİ İSTEMEDİĞİ HALDE ONA BİAT EDERLER. "Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz" derler... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler -Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 31)

331- İLMİ MÜCADELESİNİ TÜRKİYE'DE YAPACAKTIR

MEHDÎ RUM'DAN, TÜRKLERDEN (çünkü, eskiden Türkiye'ye diyar-ı Rum deniliyordu) AYRILMAYACAKTIR. (İş'afü'r-Rağıbîn'den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)

332- HZ. İSA (AS) İLE BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİ DÖNEM

Hz. Mehdi (as) müminlerle beraber Beytül Makdis'de (Kudüs) sabah namazı kılarken, NÜZUL EDEN (YERYÜZÜNE İNEN) HZ. İSA (AS)'I TAKDİM EDECEK VE HZ. İSA (AS) ELLERİNİ, ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) OMUZUNA KOYARAK, "NAMAZIN KAMETİ (FARZ NAMAZI KILMAK İÇİN OKUNAN EZAN; NAMAZA BAŞLAMA İŞARETİ) SENİN İÇİN GETİRİLDİ, BU YÜZDEN SEN KILDIR" diyecek ve nihayet Hz. Mehdi (as), Hz. İsa (as) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

333- HZ. MEHDİ (AS) VE TALEBELERİ ROMA'YI MANEVİ OLARAK FETHEDER

… Hz. Mehdi (as) ve talebeleri … (ROMA'YI) TESBİH VE TEKBİRLE MANEN FETH EDECEKLERDİR… (Medineli Allâme Muhammed b. Resul el-Hüseynî el-Berzencî, Kıyamet Alametleri, s. 204) (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)
… Hz. Mehdi (as) ve talebeleri … (ROMA'YI) TESBİH VE TEKBİRLE FETH EDECEKLERDİR… O ŞEHRİN (VATİKAN'IN) SURLARI BİR BİR YIKILACAKTIR... (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 204)

334 DECCALİYET SİSTEMİ İLE FİKRİ MÜCADELE EDER, ONU İNSANLARA HER YÖNÜYLE TANITIR

DECCAL ÇIKINCA ONA KARŞI MÜMİNLERDEN BİR ŞAHIS (HZ. MEHDİ (AS)) YÖNELİR... (Mehdilik ve İmamiye s. 37, Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)
Mümin şahıs (Hz. Mehdi (as)), deccalı görünce: "EY İNSANLAR! RESULULLAH'IN ZİKRETTİĞİ DECCAL İŞTE BUDUR" der... (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

ZORLUK VE SIKINTILARA MARUZ KALIR

335- HZ. MEHDİ (AS)'A TUZAKLAR KURULUR

İmam Zeyn-ul Abidin şöyle buyurmuştur: "BİZİM KAİM'İMİZ (HZ. MEHDİ (AS)) İLE ALLAH'IN RESULLERİ ARASINDA BİR TAKIM BENZERLİKLER VARDIR. NUH, İBRAHİM, MUSA, İSA, EYYUB VE MUHAMMED SALLÂ'LLÂHU ALEYHİ VE ALİH PEYGAMBERLERİN HER BİRİ İLE BİR BENZERLİĞİ VARDIR... MUSA İLE KORKU HALİ (Hz. Mehdi (as)'a yönelik tehlikelerin yoğunluğuyla; öldürme, tuzak kurma, tutuklanma, gözaltına alınma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle iç içe olmasıyla) ve gaybette yaşamasında (sürekli gizlenerek yaşamasında); ... EYYUB İLE BELADAN SONRA KURTULUŞUN YETİŞMESİNDE (Hz. Mehdi (as)'a da birçok zorluk, hastalık ve dert gelmesi; ancak aynı Hz. Eyüp gibi Allah'ın rahmetiyle hepsinden kurtulmasıyla) ... benzerliği vardır." (Kemal'ud-Din s. 322, 31. babin 3. hadis)

336- İZLENİR, GÖZETLENİR, BASKI ALTINA ALINMAK İSTENİR

Ebu Said El-Hudri'nin (ra) rivayetinde, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Hz. Mehdi (as)) yönelir. DERKEN O MÜMİN KİMSEYE BİRÇOK SİLAHLILAR, DECCALİN MERKEZLERDE GÖZETLEME YAPAN SİLAHLILARI KARŞI ÇIKARLAR." (Mehdilik ve İmamiye s. 37, (Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil))

337- HAKKINDA OLUMSUZ PROPAGANDA YAPILIR

Mümin şahıs (Hz. Mehdi (as)) deccali görünce: "Ey insanlar! Resulullah (sav)'in zikrettiği deccal işte budur" der. DECCAL HEMEN ONUNLA İLGİLİ EMRİNİ VERİR de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın" der. ARTIK O ZATIN SIRT VE KARNI DÖVE DÖVE GENİŞLETİLİR... (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

338- HAKKINDA YAZIŞMALAR OLUR

Eyyüb b. Nuh şöyle rivayet etmiştir: … BİZ EHLİ BEYT'TEN HİÇBİR İMAM YOKTUR Kİ, ONUN HAKKINDA YAZIŞMALAR OLMASIN, İNSANLAR ONU PARMAKLARIYLA GÖSTERMESİN. ONA SORULAR SORULMASIN VE SUİKAST DÜZENLENMESİN. (İman Ve Küfür Kitabı / Usul-U Kafi (El-Usul Min El-Kafi) / El-Kuleyni, Cild 1, s. 502)

339- HEM ELİ HEM AYAĞI AYRI AYRI ZİNCİRLENİR

Mümin şahıs (Hz. Mehdi (as)) deccali görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği deccal işte budur" der. DECCAL HEMEN ONUNLA İLGİLİ EMRİNİ VERİR DE o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer DECCAL ONU (Hz. Mehdi (as)'ı) İKİ ELİNDEN VE İKİ AYAĞINDAN YAKALAR DA FIRLATIR ATAR. .... (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

340- BOYNUNA BAKIR BİR LEVHA ASILACAKTIR

Ebu Said el Hudri radıyallahu anh rivayeti; "... Deccal o mümin kulu kesmek için yakalar, fakat bu sırada ONUN BOYNU İLE KÖPRÜCÜK KEMİĞİ ARASI ALLAH TARAFINDAN BİR BAKIR LEVHA HALİNE GETİRİLİR DE ARTIK DECCAL O'NU KESMEYE HİÇBİR YOL BULAMAZ. Bu sefer deccal onu iki eli ve iki ayağı ile yakalayarak fırlatır atar. İnsanlar deccal onu bir ateş içine attı sanarlar. Halbuki o mümin zat bir cennet içine atılmıştır. (Sahih-i Müslüm Kitabul Fiten, Bab Hadis No: 113-İmam Şarani, Kurtubi Tezkire, s. 488)

341- ÇOK GÜÇ ŞARTLAR ALTINDA İSLAM AHLAKINI HAKİM EDECEKTİR

Abdurrahman b. Selit'ten; İmam Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib şöyle buyurdu: "... YERYÜZÜ ÖLDÜKTEN SONRA, ALLAH ONUN VASITASIYLA TEKRAR ONU İHYA EDECEKTİR VE MÜŞRİKLER İSTEMESE DE ALLAH HAK DİNİ DİĞER DİNLERE MUZAFFER KILACAKTIR... ONLARA EZİYETLER OLACAK ve onlara denilecek ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad ne zaman vuku bulacaktır?" Biliniz ki, ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) GAYBETİNDEKİ EZİYETLERE VE TEKZİPLERE SABRETMEK, RESULULLAH İLE BERABER KILIÇLA CİHAT ETMEK GİBİDİR." (Uyun-ul Ahbar,cilt 1, s. 68)

342- ÇEŞİTLİ İFTİRALAR ATILIR

Hz. Muhammed (sav) ailesinden El-Mehdi (Hz. Mehdi (as)) ... onun gecesi Allah'a boyun eğerek ve secde ederek, yıldızlara nöbet tutarak geçecektir, KENDİSİNİ SUÇLAYANLARIN ATTIĞI SUÇLAR ONU ALLAH'IN HUZURUNDA ETKİLEMEYECEKTİR, o nur yayan bir kandildir. (Bihar-ül Envar: 86-81)

343- ÇOK ŞİDDETLİ SIKINTI VE ZORLUKLARLA KARŞILAŞIR

Hz. Mehdi (as), bizden, Ehl-i Beyt'tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. BENİM EHL-İ BEYTİM MUHAKKAK BENDEN SONRA BELA, KAÇIRILMA VE SÜRGÜNE UĞRAYACAKTIR. BENDEN SONRA EHL-İ BEYTİM BELA VE MİHNETLERLE KARŞILAŞACAKLAR VE TARDA MARUZ KALACAKLARDIR. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)

344- HZ. MEHDİ (AS)'A KURULAN TUZAKLAR ASLA BAŞARILI OLMAYACAKTIR

Nechül Belağa'dan, İnananların Efendisi (sav) dedi ki: "O (Hz. Mehdi (as)) insanlardan saklanırken, İZ SÜRÜCÜLER ARASALAR BİLE ONUN AYAK İZLERİNİ GÖRMEZLER..." (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar,cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 186)

345- YAPILAN TÜM BASKI, TUZAK VE SALDIRILAR HZ. MEHDİ (AS)'I DAHA DA GÜÇLENDİRİR

Mümin şahıs (Hz. Mehdi (as)) deccali görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın" der. ARTIK O ZATIN SIRTI VE KARNI DÖVE DÖVE GENİŞLETİLİR. Bu sefer (Deccal) onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İNSANLAR DECCALİN ONU BİR ATEŞ İÇİNE ATTIĞINI SANIRLAR. HALBUKİ O BİR CENNET İÇİNE ATILMIŞTIR. (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

16 Ekim 2013 Çarşamba

Ahir zamanın 656 Alameti

HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞINI HABER VEREN TEKNOLOJİK GELİŞMELER

293- ŞEHİRLEŞMEDE ARTIŞ YAŞANDI

Ey Enes! İNSANLAR ŞEHİRLEŞECEKLER, o şehirlerden bazılarına "Basra ve Kusayre" denilecek. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s.490)

294- YÜKSEK BİNALAR İNŞA EDİLMESİ

YÜKSEK YÜKSEK BİNALAR İNŞA EDİLMEDİKÇE, kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 468)

295- ÇARŞILAR YAKINLAŞTI, İÇİNDE ÇOK SAYIDA MAĞAZANIN BULUNDUĞU ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ AÇILDI

...ÇARŞILAR YAKINLAŞMADIKÇA kıyamet kopmaz. (Mecmeu'z-Zevaid, 7/327)
O (Hz. Mehdi (as)) dünyanın her yerinde teveccüh eder ve her zalimi (fikren) yok eder. Ehl-i İslam'ın kalbini Allah onunla ihya eder. Hazineleri Beytü'l-Makdis'de toplar. İÇİNDE BİR ÇARŞISININ HER BİR ÇARŞIDA DA BİN DÜKKANIN BULUNDUĞU bir şehre gelir... (İmam-ı Suyuti. Hazret-i Ali (ra)'den) (Kıyamet ve Alametleri, Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık Sayfa: 367)

296- TELSİZ VE CEP TELEFONU GİBİ HABERLEŞME SİSTEMLERİ KEŞFEDİLDİ

KİŞİYE KAMÇISININ UCU KONUŞMADIKÇA, kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s.471)

297- SES KAYDI YAPILIP SONRA DİNLENEBİLMESİ

KİŞİYE (KENDİ) SESİ KONUŞMADIKÇA, kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s.471)

298- AYAKKABI TOPUĞUNA YERLEŞTİRİLEN SES ALICISI

Nefsim yed-i kudretinde olan (Allah)'a kasem ederim ki, ... KİŞİYE SESİ VE PABUCU KONUŞMADIKÇA ve EHLİNİN NE YAPTIĞINI ONA BİLDİRMEDİKÇE KIYAMET kopmaz. (İmam-ı Şa'rani, Ölüm, Kıyamet, Diriliş, sf.471)

299- AVUÇ İÇİ BİLGİSAYARLARIN YAPILMASI

Hz. Mehdi (as) için KAİNAT AVUCUNUN İÇİ KADAR AÇIK OLACAK. (Bihar-ül Envar, cilt 52, s. 328)

300- DİZ ÜSTÜ BİLGİSAYARLARIN KULLANILMASI

İbn Meni, Abd bin Hümeyd, hasen sahih hükmüyle Tirmizi, Ebu Ya'la onun kanalıyla Sahih'inde İbn Hibban, İmam Ahmed ve Hakim'in Ebu Said (radiyallahu anh)'dan rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Muhammed'in nefsi kudret elinde tutan zata yemin olsun ki, vahşi hayvanlar insanlarla konuşmadıkça, kişiye kamçısının ucundaki meşin, ayakkabısının bağı konuşmadıkça, KENDİNDEN SONRA AİLESİNİN NE YAPTIĞINI DİZİ HABER VERMEDİKÇE KIYAMET KOPMAZ." (Peygamber Külliyatı, Muhammed bin Salih ed-Dimaşki, Cilt 10, 28. Bölüm, sf 1937

301- TELEVİZYON VE İNTERNET KULLANIMI

İmam Sadık şöyle buyurmuştur: (Hz. Mehdi (as)) Rükn ve Makam arasında durur, yüksek sesle şöyle seslenir: "Ey benim temsilcilerim, özel dostlarım, ey BEN ZUHUR ETMEDEN ALLAH'IN BANA YARDIM ETMESİ İÇİN YERYÜZÜNDE HAZIRLADIĞI KİMSELER, itaat ederek bana gelin." Onlar YERYÜZÜNÜN DOĞU VEYA BATISINDA MİHRAP VEYA YATAKLARINDA OLDUĞU HALDE İMAM MEHDİ (AS)'IN SESİNİ İŞİTİRLER. Bu bir tek ses onların HEPSİNİN KULAĞINA GİDER VE HEPSİ ONA DOĞRU HAREKET EDERLER. ÇOK GEÇMEDEN GÖZ AÇIP KAPATINCAYA KADAR HEPSİ HUZURUNA VARIRLAR. Bu (azametli toplantı) Rükn ve Makam arasında (Güneş doğmadan önce) gerçekleşecektir." (Bihar-ül Envar, C. 53, S. 7)
Peygamber Efendimiz (sav)'den rivayet edilen bu hadiste, Allah'ın yeryüzünde özel olarak seçip hazırladığı bu kişilerin Hz. Mehdi (as)'ın konuşmalarını dünyanın çeşitli yerlerindeki televizyon ve radyo yayınları yoluyla duyarak, uçakla ya da diğer süratli vasıtalarla çok kısa bir süre içerisinde Hz. Mehdi (as)'ın yanına geleceklerine işaret edilmektedir.

302- ÇÖLLERİN YEŞERTİLMESİ

ARABİSTAN'DA DA NEHİRLER VE BAHÇELER OLUŞMADIKÇA kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17/22, hadis no: 8819)

303- GÖRÜNTÜLÜ İLETİŞİM SİSTEMLERİ

Hz. Mehdi (as)'ın zamanında, DOĞUDAKİ BİR MÜSLÜMAN BATIDAKİ MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ GÖREBİLECEK, BATIDAKİ DE DOĞUDAKİNİ GÖREBİLECEK. (Bihar-ül Envar, cilt: 52, sayfa 391)

304- KÖRLERİN İYİLEŞTİRİLMESİ

İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (as)) döneminde KÖRLER GÖRME KUVVETİNİ KAZANACAK... (Bihar-ül Envar, Cilt 51, Sayfa 70)

305- TIPTAKİ GELİŞMELERLE HASTALAR ŞİFA BULACAKTIR

İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (as)) döneminde... HASTALAR ŞİFA BULACAKTIR. (Bihar-ül Envar, Cilt 51, s. 70)

306- DÜNYANIN YAPISI VE EVREN HAKKINDA BİLGİLERE ULAŞILMASI

Hz. Mehdi (as) zamanında insanlar YERİN 7 KATINA DA, GÖĞÜN 7 KATINA DA ULAŞMIŞ OLACAKLAR. (Bihar-ül Envar, cilt 52, s. 321)

307- TELEVİZYON VE RADYO KANALIYLA HZ. MEHDİ (AS)'IN KONUŞMALARININ DİNLENMESİ

İmam (as) (Hz. Mehdi (as)) dünyanın doğu ve batısını (manen) fethedip İslam'ı (İslam ahlakını) dünyanın dört bir yanına egemen kılacaktır... ALLAH TEALA İNSANLARA ÖYLE BİR GÜÇ VERECEK Kİ, HERKES OLDUĞU YERDE ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) SÖZLERİNİ DUYACAK ve İmam (a.s) İslam'a hayat verecektir... (Bihar'ul-Envar, c. 52, s. 279 ve c. 53, s.12 İkmal'ud- Din, c. 2, s. 367)

308- UZAKTA YAŞAYANLAR DA YÜKSEK TEKNOLOJİYİ KULLANARAK HZ. MEHDİ (AS)'I GÖRÜP DUYABİLECEKLERDİR

Kaim'imiz (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiği zaman,Yüce Allah KAİM'İMİZLE DOSTLARIMIZ ARASINDA DÖRT FERSAHLIK YOL OLSA BİLE OLDUKLARI YERDEN ONLARLA KONUŞABİLECEKLERİ, ONU DUYABİLECEKLERİ VE ONU GÖREBİLECEKLERİ BİR ŞEKİLDE KULAKLARINA VE GÖZLERİNE SEBEP VERECEKTİR. (Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:4 Sayfa:57 ve Bihar Cilt:52 Sayfa 336 ve Muntehab-ul Envaril Muzie s. 352)

309- SİMULTANE ÇEVİRİ İLE DÜNYANIN HER YERİNDEN TAKİP EDİLMESİ

Zürare der ki: İmam Caferi Sadık'a şöyle arzettim: "Nida hakk mıdır?" Buyurdu ki: "EVET, ALLAH'A ANDOLSUN Kİ HER KAVİM ONU KENDİ DİLİ İLE DUYACAKTIR"..." (Gaybet-i Numani, 14. Bölüm, Kaim Aleyhisselam'ın Kıyamından Önce Vuku Bulacak Alametler)

310- İNTERNET VASITASIYLA SÜRATLİ İLETİŞİM KURULABİLMESİ

...Onlar (Hz. Mehdi (as)'nin talebeleri) BÜTÜN DÜNYAYI DAKİKALAR İÇERİSİNDE KAT ETME gücüne sahiptirler. (Bihar-ül Envar, Cilt 52, Sayfa 318; Mikyaal al-Makaarem, Cilt 1, Sayfa 148 Basaaer al-Darajaat'dan aktarıyor)

311- HAYVAN VE BİTKİ FOSİLLERİYLE DARWİNİZM VE MATERYALİZMİ ETKİSİZ HALE GETİRİR

BİN YILDAN DAHA ESKİ İSKELET KEMİKLERİ, İMAM MEHDİ (AS) İLE KONUŞACAKLAR. (Mikyaal al-Makaarem,cilt 1, s. 223-224)

312- TEKNOLOJİK GELİŞMELERLE ÜRÜN ARTIŞI OLMASI

... İNSAN BİRKAÇ AVUÇ TOHUM ATACAK, 700 AVUÇ HASAT EDECEKTİR... (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43)

313- BARAJLAR KURULARAK SUYUN ÇOK VERİMLİ DEĞERLENDİRİLMESİ

ÇOK YAĞMUR YAĞMASINA RAĞMEN BİR DAMLASI BİLE BOŞA GİTMEYECEK. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43)

314- KURAKLIĞA KARŞI YAĞMUR BOMBASI KULLANILMASI

Müslim'in Nüvvas b. Sem'an'dan nakl ettiği bir hadiste şöyle varit olmuştur: "GÖĞE EMREDİP YAĞMUR YAĞDIRACAK..." (Kıyamet Alametleri, Baskı 10, sf. 219)

314- SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ OLMASI

Bu hadis İbnil-Münadi Ali 'den rivayet etmiştir. Müslim'in Nüvvas b. Sem'an'dan nakl ettiği bir hadiste şöyle varit olmuştur: "... Yere emredip ekin bitirecek... HAYVANLARINI DA BOLLATACAK... MEMELERİNİ DE SÜTLE DOLDURACAK." (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219)

315- DEFİNE DEDEKTÖRLERİNİN KULLANILMASI

(Deccal) Yıkılmaya yüz tutmuş bir harabenin yanından geçerken "HAYDİ ALTINDA SAKLI OLAN DEFİNENİ ÇIKAR!" DİYE EMİR VERECEK, ANINDA DEFİNE MEYDANA ÇIKACAK..." (Müslim, Nuvvas'dan nakl edilmiştir) (Kıyamet Alametleri, s. 219)

316- TROL AVCILIĞI YAPILMASI

Onun (Deccal'in) akıllara hayret veren işlerinden biri de şudur: "GÜNDE ÜÇ DEFA DENİZE DALACAK; ELLERİNİN BİRİ UZUNDUR. UZUN OLAN ELİYLE DENİZİN DİBİNE DAYANACAK, DİĞER ELİYLE DENİZİN DİBİNE DAYANACAK DİĞER ELLERİYLE DERİNLİKLERDEKİ BALIKLARDAN İSTEDİĞİNİ TUTUP ÇIKARACAK..." (Ebu Nuaym Hüzeyfe (ra)'dan nakil edilmiştir). (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 216)

317- ÖMÜRLERİN UZAMASI

ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) ZAMANINDA ÖMÜRLER UZAYACAK. Ömürlerin uzaması onun (Hz. Mehdi (as)'ın) da uzun ömürlü olmasını gerektirir. (Kıyamet Alametleri, s. 184)
ÖMÜRLER UZAYACAK, emanetler yerine teslim edilecek. (İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, sf. 1699, Sf. 179)

318- GÜNEŞ ENERJİSİNİN KULLANILMASI

Havada uçan kuşu tutacak anında GÜNEŞ'İN ALTINDA KIZARTABİLECEKTİR. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, 8. baskı, mütercim: Naim Erdoğan, Pamuk Yayıncılık, s. 216)

319- GÜNEŞ IŞIĞINI ENGELLEYEN DUMAN BULUTLARI (SİS BOMBALARI) KULLANILMASI

Deccal, " İŞTE BU GÜNEŞ BENİM İZNİMLE SEYR EDER, İSTERSENİZ ONU HAPS EDEYİM!" DİYECEK. "PEKALA HAPS ET BAKALIM" DİYE MÜKABELE EDECEKLER. BUNUN ÜZERİNE GÜNEŞİ HAPS EDECEK, BİR GÜNÜ BİR AY GİBİ, BİR HAFTAYI DA BİR SENE GİBİ YAPACAK. (Nuaym b. Hammad ve Hakim İbni Mes'uttan (RA) rivayet edilmiştir) (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219, 220)

320- MESAFELERİN KISALMASI

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Zaman kısalacak ve VASITALARLA MESAFELER KISALACAK. (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)

321- HZ. MEHDİ (AS) ZUHUR ETTİĞİ VAKİT TV, RADYO VE İNTERNET YAYINLARI ARACILIĞIYLA İNSANLAR ONUN KONUŞMALARINI DİNLEYECEK VE HZ. MEHDİ (AS)'I GÖRECEKLERDİR

Ebû Ali el-Eş'arî; Hasan b. Ali el-Kûfî, Abbas b. Âmir, Rabî' b. Muhammed el-Muslî aracılığıyla Ebû Rabî'den rivayet eder: Ebû Abdullah'ın [Cafer Sâdık] şöyle buyurduğunu duydum: "EL-KÂİM (HZ.MEHDİ(AS)) ORTAYA ÇIKTIĞINDA ALLAH TARAFTARLARIMIZIN KULAKLARINI VE GÖZLERİNİ AÇAR (İŞİTME VE GÖRME HUSUSUNDA TARAFTARLARIMIZA YARDIM EDER). BÖYLECE ONLARLA KÂİM (HZ. MEHDİ (AS)) ARASINDA HERHANGİ BİR HABERCİ BULUNMAZ VE O, BULUNDUĞU MEKÂNDAN [DOĞRUDAN] TARAFTARLARIMIZA SESLENİR, TARAFTARLARIMIZ DA ONU DUYAR VE GÖRÜRLER." (Kuleynî, Kâfî, c.8, s.240–241, hadis no: 329)

322- HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA İSLAM AHLAKI TEKNOLOJİ VESİLESİYLE BİR KÖY EVİNDEN ÇÖLDEKİ ÇADIRA KADAR TÜM DÜNYAYA HAKİM OLACAKTIR

Mikdad b. Esved şöyle der: Resulullah (sav)'in "YERYÜZÜNDE İSLAM DİNİNİN GİRMEDİĞİ TOPRAK, ÇAMURDAN YAPILMIŞ BİR EV VE (ÇÖLDE) BİR ÇADIR KALMAZ." buyurduğunu duydum. (Mecma-ul Beyan, Tevbe suresinin 33. ayetinin tefsirinde)

323- ULAŞIMDA YÖNÜ BELİRLEYEN TEKNOLOJİLERİN KULLANILMASI

Bineğine binmiş olan kimse, IRAK İLE MEKKE ARASINDA YOLU ŞAŞIRMA KAYGISINDAN BAŞKA HİÇBİR KORKU TAŞIMADAN SEYAHAT ETMEDİKÇE kıyamet kopmaz. (Müntehab-ı Kenzu'l-Ummal, 2/370-371)