hz hızır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hz hızır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2013 Pazartesi

Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil'de Hz. Mehdi (as)

Zebur'da Hazreti Mehdi (as) ve Hakimiyet Dönemi


Sen Rab'be güven ve iyilik yap... Rab'den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir. Her şeyi Rab'be bırak, O'na güven. Rab'be umut bağlayanlar yeryüzünün varisi olacaklardır. (Mezmurlar, 37:3-9)
Alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, derin bir huzurun zevkini tadacak.... Çünkü kötülerin gücü kırılacak, ama doğrulara Rab destek olacak. Rab salihlerin her gününü gözetir, onların mirası ebedi olacaktır. (Mezmurlar, 37:11, 17-18)
Yeryüzünün dört bucağı anımsayıp Rab'be dönecek, ulusların bütün soyları O'nun önünde yere kapanacak. Çünkü egemenlik Rab'bindir... (Mezmurlar, 22:27-28)
"... Davud soyundan güçlü bir kral [Hz. Mehdi (as)] çıkaracağım, meshettiğim [seçtiğim] kralın soyunu ışık olarak sürdüreceğim. Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak." (Mezmurlar, 132:17-18)
Rab'den korkan o adam kimdir?... Canı iyilikte oturacak; onun soyu yeryüzünün varisi olacaktır. Rab'bin sırrı ondan korkanlara olacaktır... (Mezmurlar, 25:12-14)
Sağladığın zaferle büyük yüceliğe erişti, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. Üzerine sürekli bereket yağdırdın, varlığınla onu sevince boğdun. Çünkü Kral [Hz. Mehdi (as)] Rab'be güvenir, Yüceler Yücesinin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:5-7)
Kralın [Hz. Mehdi (as)'ın] adı sonsuza dek yaşasın, Güneş durdukça adı var olsun, onun aracılığıyla insanlar kutsansın, bütün uluslar "Ne mutlu ona" desin! (Mezmurlar, 72:17)
Okların sivridir, kral düşmanlarının yüreğine saplanır [Hz. Mehdi (as)'ın sözleri çok hikmetli ve etkili olacak, dinsiz ideolojileri kökten etkisiz hale getirecektir], halklar ayaklarının altına serilir [tüm insanlar Hz. Mehdi (as)'a tabi olacaklardır]. (Mezmurlar, 45:5)
[Hz. Mehdi (as)] egemenlik sürsün denizden denize, Fırat'tan yeryüzünün ucuna dek! (Mezmurlar, 72:8)
[Rab] Senin kurtarışınla izzeti büyüktür, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. (Mezmurlar, 21:5)
Onu güzel iyilik bereketler ile karşıladın, başına saf altından taç koydun. Senden yaşam istedi, verdin ona uzun... bir ömür. (Mezmurlar, 21:3-4)
Rab kralını büyük zaferlere ulaştırır, Meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a]... sonsuza dek sevgi gösterir. (Mezmurlar, 18:50)
Sen insanların en güzelisin, lütuf saçılmış dudaklarına... (Mezmurlar, 45:2)
... [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine celal ve haşmet koydun. (Mezmurlar, 21:5)
... [Hz. Mehdi (as)'ın] krallığının asası adalet asasıdır. Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin...(Mezmurlar, 45:6-7)
... Yardım isteyen yoksulu, dayanağı olmayan düşkünü o kurtarır. Yoksula, düşküne acır, düşkünlerin canını kurtarır. Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü onun gözünde onların kanı değerlidir. (Mezmurlar, 72:12-14)
Mazlumlara hakkını versin, yoksulların çocuklarını kurtarsın... (Mezmurlar, 72:4)
Ey yiğit... görkemine, yüceliğine bürün. (Mezmurlar, 45:3)
[Hz. Mehdi (as)] yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Onun günlerinde [Hz. Mehdi (as) döneminde] doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın! (Mezmurlar, 72:6-7)
Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak. (Mezmurlar, 132:17-18)
Ya Rab, kral [Hz. Mehdi (as)] seviniyor gösterdiğin güce. Sevinçten coşuyor verdiğin zaferle!Gönlünün istediğini verdin, ağzından çıkan dileği geri çevirmedin. (Mezmurlar, 21:1-2)
[Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine sürekli bereket yağdırdın... (Mezmurlar, 21:6)
Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa, neden boş düzenler kurar bu halklar? Dünyanın kralları saf bağlıyor, hükümdarlar birleşiyor Rab'be ve meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a] karşı. "Koparalım onların kayışlarını" diyorlar, "atalım üzerimizden bağlarını." (Mezmurlar, 2:1-3)
Demir çomakla kıracaksın/güdeceksin onları, çömlek gibi parçalayacaksın [Hz. Mehdi (as) dinsiz sistemleri fikirleriyle temelinden çökertecektir]. (Mezmurlar, 2:9)

17 Aralık 2013 Salı

Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil'de Hz. Mehdi (as)

Kuran’da Mehdiyete ve Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Ayetler


Andolsun, Biz Zikirden (Tevrat'dan) sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
Allah, yazmıştır: "Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 9)
şrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8-9)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin. (Fetih Suresi, 1-3)
... Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)
Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter. (Fetih Suresi, 28)
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)
Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff Suresi, 13)
Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiçşüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)
"Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size." (Enbiya Suresi, 18)
Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, her şeye güç yetirendir. (Ahzab Suresi, 27)
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık... (Araf Suresi, 137)

14 Aralık 2013 Cumartesi

Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil'de Hz. Mehdi (as)

Giriş
Kuran, Tevrat, Zebur ve İncil'de Hz. Mehdi (as)

Kuş
Yüce Rabbimiz, Kuran'da iman edenlere "Arz"da yani bütün yeryüzü üzerinde kutlu bir hakimiyet vaat etmiştir. Rabbimiz'in vaadi gereği, iman edip salih amellerde bulunanlar bu dünya yurduna mirasçı olacak, İslam ahlakı dünyaya hakim olacaktır. Bu; güzelliğin, bereketin, neşenin, sevincin, aydınlığın, temizliğin, barışın, adaletin, kardeşliğin, sevginin dünyaya hakim olması demektir.   Allah'a Bir ve Tek olarak samimi imanın hakim olduğu bu dönemde, tüm batıl inanç ve felsefeler, dinsiz ideolojiler yeryüzünden kalkacaktır. Yüce Allah, bu büyük hakimiyete ahir zamanda Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ı vesile kılacaktır.
Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen yüzlerce mütevatir hadis ile müjdelenmiş; ahir zaman alametleri, Hz. Mehdi (as)'ın fiziksel özellikleri, zuhuru ve zuhurundan önceki ve sonraki dönem oldukça detaylı bir şekilde tarif edilmiştir. Yüce Allah'ın izniyle bu rivayetlerin Hicri 1400 (1979 yılı) itibariyle gerçekleşmiş olmasından, şu anda ahir zamanda yaşadığımız ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiği anlaşılmaktadır. Hadislerle mutabık olarak gerçekleşen tüm alametlerden, Rabbimiz'in takdiri ile, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın önderliğinde İslam ahlakının dünya hakimiyetinin gerçekleşmesine az bir süre kaldığı açıkça görülmektedir.
Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyeti ve Mehdiyet detaylı olarak anlatılmıştır:
-     Büyük İslam alimleri Kuran tefsirlerinde, Hz. Mehdi (as)'a ve onun çevresindeki mümin topluluğuna işaret eden çeşitli ayetleri açıklamışlardır.
-     Yüce Allah Kuran'da Müslümlanlara birlik olmayı emretmiş, onlara bunu farz kılmıştır. Tarih boyunca dönemin Mehdilerinin önderliğinde birlik içinde yaşayan Müslümanlar, bugün de Rabbimiz'in emri gereği bir lider önderliğinde birlik olmak zorundadırlar. Ahir zamanda Rabbimiz'in vaadi gereği birlik haline gelecek olan Müslümanların manevi lideri de Hz. Mehdi (as) olacaktır. Dolayısıyla,Müslümanların birlik olmasını anlatan her ayet Mehdiyeti anlatır.
-     Yüce Rabbimiz, Kuran'da bildirdiği Peygamber kıssalarında da akıl sahipleri için hikmetler olduğunu haber vermiştir. Her Peygamber, kendi devrinin Mehdisi'dir. Dolayısıyla her Peygamber kıssasında, içinde bulunduğumuz ahir zamana, yani Mehdiyete bakan işaretler bulunmaktadır. Kehf Suresi'nde, Hz. Süleyman (as) ve Hz. Zülkarneyn (as) kıssalarında Mehdiyete işaret eden ayetler olduğu ise Peygamberimiz (sav) tarafından da bildirilen bir gerçektir.
-     Tarih boyunca iyiler ve kötüler arasında, şeytanın taraftarlarıyla Hakkın taraftarları arasında süregelen bir mücadele olmuştur. Kuran'da Yüce Allah, bu büyük mücadeleyi tarif etmiş ve bunun örneklerini vermiştir. Adetullah gereği, ahir zamanda da deccaliyet ve Mehdiyet arasında büyük bir mücadele yaşanmaktadır. Dolayısıyla, Kuran'da bu mücadeleyi anlatan her ayet de, yine Mehdiyet'e işaret etmektedir.
Açıktır ki, Rabbimiz Kuran'daki pek çok ayetle, Mehdiyeti ve İslam ahlakının dünya hakimiyetini Müslümanlara haber vermiştir.
Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru, diğer kutsal kitaplarda da haber verilmiş olan bir gerçektir. Tevrat ve Kitabı Mukaddes'in Mezmurlar bölümünü oluşturan Zebur, Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisleri ile mutabık olan ve zaman içinde değiştirilmeden korunmuş bölümler içermektedir. Kuran'da, "Andolsun, Biz Zikirden (Tevrat'dan) sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105) ayetiyle, Hz. Mehdi (as)'ın gelişinin ve dünya hakimiyetinin, Tevrat ve Zebur'da da müjdelendiği haber verilmektedir. Nitekim Tevrat ve Zebur'u incelediğimizde, bu gerçeğin oldukça detaylı ve Kuran ayetleri ve hadislerle mutabık şekilde bildirilmiş olduğu görülmektedir. Hak olan söz konusu bölümlerin içinde, "Maşiyah", "Kral Mesih", "Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)" ve çeşitli başka isimlerle Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru ve dünya hakimiyeti anlatılmış, Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önceki ve sonraki dönem de tarif edilmiştir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde de, Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun, Allah'ın vahyi olan tüm kitaplarda haber verildiği şöyle bildirilmektedir:
Naim buyurdu ki: Ben Hz. Mehdi (as)'ı Peygamberlerin suhufunda (sahifelerde; Adem, Şit, İdris ve İbrahim Peygamberlere indirilen sahife şeklindeki kitaplarda) şöyle bulurum: "Hz. Mehdi (as)'ın amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 21)
Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Hz. Mehdi (as)'ın işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)
İbni Münavi diyor ki: "Danyal (as)'ın kitabında şöyle yazılıdır."... Hz. Mehdi (as) çıkacak ve Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek... (Bu hadis Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur.)
Bu hadislerden anlaşılıyor ki; Mehdiyet, bütün hak dinlerin kitaplarında yer almıştır ve Müslümanlar bu kitaplara baktıklarında Hz. Mehdi (as)'ı bulacaklardır.
Aynı şekilde İncil'in Kuran'la mutabıklık gösteren hak olan bölümlerinde de Hz. Mehdi (as)'ın gelişi müjdelenmiştir. İncil'de geçen "Faraklit" ve "su testisi taşıyan adam" tanımlamaları dikkat çekicidir. Bu ifadelerle, Hz. İsa (as)'ın ahir zamanda geleceğini müjdelediği; dünyaya barış, huzur, birlik ve beraberlik, sevinç ve mutluluk getirecek bir liderden bahsedilmekte ve Kova burcundan bir kişiye işaret edilmektedir. (Aynı zamanda, 2012 yılının, Kova Çağının başlangıcı olarak kabul etmesi de çok manidardır.) Hz. İsa (as) havarilerine, kendisinden sonra gelecek bu güvenilir kişiye uymalarını, onun sözünü dinlemelerini ve son ana kadar onu izlemelerini öğütlemektedir.
Bunların yanı sıra, İncil'de belirtilen ahir zaman alametleri ile Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan sonraki zamana dair tarifler de, Kuran ayetleriyle ve Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerle büyük bir mutabakat içermektedir. Dolayısıyla İncil'e göre de ahir zaman alametlerinin hemen hepsi birbiri peşi sıra ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlardan, başta İslami kaynaklara, ardından da İncil, Tevrat ve Zebur'a dayanarak içinde bulunduğumuz dönemin Hz. Mehdi (as)'ın faaliyet yaptığı dönem olduğu açıkça söylenebilmektedir.
Bu kitapçıkta, Mehdiyete ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı Kuran ayetleri ile Tevrat, İncil ve Zebur'dan pasajların bir bölümüne yer verilmektedir. İçinde bulunduğumuz ahir zamanda, Rahman ve Rahim olan Allah, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ı vesile ederek, kulları için seçip beğendiği Hak dini egemen kılacak ve üstün Gücünü, yüce Kudretini tüm dünyaya gösterecektir. İçinde yaşadığımız zaman çok kutlu ve güzel bir dönemin başlangıcıdır. İslam ahlakının yeryüzüne hakimiyeti, Allah'ın vaadidir ve Rabbimiz'in bu vaadi mutlaka gerçekleşecektir:
(Bu,) Allah'ın va'didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Rum Suresi, 6)

13 Kasım 2013 Çarşamba

Ahir zamanın 656 Alameti

HZ. MEHDİ (AS) ve EHL-İ KİTAP

438- HZ. MEHDİ (AS), MUSEVİLERİN BEKLEDİĞİ KRAL MESİH'TİR

Hz. Ali b. Ebu Talib şöyle buyuruyor: "Vaat edilmiş Mehdi bizden olacaktır ve ahir zamanda zuhur edecektir. HİÇBİR MİLLET ARASINDA ONDAN BAŞKA BEKLENİLEN BİR MEHDİ YOKTUR." (Isbat-ül Hüdat, cilt 7, s.148)
Ebu Abdullah (İmam Cafer-i Sadık), güldü ve şöyle dedi: "Ey Hişam! Bunları sana kim öğretti?" Dedim ki: "Bunları senden öğrenerek bir araya getirdim." İmam buyurdu ki: "ALLAH'A YEMİN EDERİM Kİ BU (HZ. MEHDİ (AS)), İBRAHİM VE MUSA'NIN SUHUFLARINDA YER ALAN GERÇEKLERDİR." (Usul-i Kafi, Yakub bin İshak El Kuleyni, Cilt 1, s. 229)

439- TEVRAT'I VE İNCİL'İ TAHRİF OLMUŞ KISIMLARINDAN ARINDIRIR VE KURAN'A UYGUN BÖLÜMLERİNİ ORTAYA ÇIKARIR

İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (as))'ın adil hükümetinde, BÜTÜN İLAHİ KİTAPLAR İNSANLARIN ÖNÜNE ORİJİNAL BİÇİMLERİYLE, HİÇBİR BOZULMA OLMAKSIZIN SUNULACAKTIR. İmam Mehdi (as) Tevrat ehline Tevrat ile, İncil ehline İncil ile, Zebur ehline Zebur ile, Kuran ehline Kuran ile hükmedecektir. (Bihar-ül Envar, Cilt 52, Sayfa 351)

440- MUSEVİLERLE ORTAK ÇALIŞMALAR YAPACAKTIR

Ahmad ibn Muhammed ibn Said el Ukdeh dedi ki: Ali ibn el-Hasan et-Taymali dediğini aktardı: Ali ibnu Yusuf oğlu el-Hasan ve Muhammed, Sa'daan ibnu Müslim'den, recalden, el-Mufezeel ibn Ömar'den dedi ki: Ebu Abdullah bildirdi: "İMAM MEHDİ ÇAĞRIDA BULUNDUĞUNDA, ALLAH'TAN İBRANİ DİLİNDE YARDIM DİLEYECEKTİR." (El-Gaybet-i Numani, s.326)

441- MUSEVİLERE TEVRAT'IN GERÇEĞİYLE HÜKMEDER

Ona Hz. Mehdi (as) denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (GERÇEK) TEVRAT KİTAPLARINI ÇIKARACAK, YAHUDİLERE KARŞI DELİL GETİRECEKTİR. (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)
Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır'dan rivayet ediyor: "...Hz. Mehdi (as)'ın Hz. Mehdi (as) diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, TEVRAT VE DİĞER SEMAVİ KİTAPLARI ANTAKYA'DA BİR MAĞARADAN ÇIKARTACAK VE YAHUDİLER ARASINDA TEVRAT'LA ... HÜKMEDECEKTİR." (El-Mehdiyy-il Mev'ud,cilt 1, s. 254-255)

442- GERÇEK TEVRAT'I BULUR VE MUSEVİLERDEN BİR GRUP ONUN VESİLESİYLE MÜSLÜMAN OLUR

Ona Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki TEVRAT'A DAİR KİTAPLARI ÇIKARIR ve YAHUDİLERDEN BİR CEMAAT ONUN ELİNDE MÜSLÜMAN OLUR. (İmam-ı Suyuti)

443- HIRİSTİYANLARA İNCİL'İN ASLIYLA HÜKMEDER

Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır'dan rivayet ediyor: "...Hz. Mehdi (as)'ın Hz. Mehdi (as) diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer Semavi kitapları Antakya'da bir mağaradan çıkartacak ve... HIRİSTİYANLAR ARASINDA İNCİL'LE HÜKMEDECEKTİR." (El-Mehdiyy-il Mev'ud,cilt 1, s. 254-255)
Hz. Mehdi (as)… Yahudiler arasında Tevrat'la, HIRİSTİYANLAR ARASINDA İNCİL'LE HÜKMEDECEKTİR. (Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır-dan rivayet ediyor.)

444- MEHDİYET DÖNEMİNDE, MÜSLÜMANLAR, MUSEVİLER VE HIRİSTİYANLAR BİRLİKTE HUZUR İÇİNDE YAŞAYACAKLARDIR

Kap su ile dolduğu gibi YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Hiçbir kimse arasında bir DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR VE BÜTÜN DÜŞMANLIKLAR, BOĞUŞMALAR, HASETLEŞMELER MUHAKKAK KAYBOLUP GİDECEKTİR. (Sahih-i Müslim, 1/136)
... Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl Bizimle başlatmışsa O'nunla (Hz. Mehdi (as) ile) sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki ŞİRK VE ADAVETTEN (HUSUMET VE DÜŞMANLIKTAN) KURTULMUŞ VE KALPLERİNE ÜLFET (DOSTLUK) VE MUHABBET (SEVGİ) YERLEŞMİŞSE, (HZ. MEHDİ (AS) GELİŞİ İLE) YİNE ÖYLE OLACAKTIR. (Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri, Celalettin Suyuti, s. 20)

HZ. MEHDİ (AS) DEVRİNDE DİN, PEYGAMBERİMİZ (SAV) DEVRİNDEKİ HALİYLE YAŞANACAKTIR

445- İSLAM'I PEYGAMBERİMİZ DEVRİNDEKİ GİBİ GERÇEK HALİYLE YAŞAYACAKTIR

Hz. Peygamber (sav) en başta İslam'ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi (as) da en sonunda aynı şekilde İslam'ı ayakta tutacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

446- ONUN DEVRİNDE MEZHEPLER KALKACAKTIR

... Dini, Peygamber (sav)'in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak.
(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s.186-187)
MUHYİDDİN ARABİ "FÜTÜHAT-ÜL MEKKİYE" İSİMLİ ESERİNDE BU KONUDA ŞÖYLE BİLGİ VERMİŞTİR:
... HZ. MEHDİ (A.S.), DİNİ PEYGAMBER'İN ZAMANINDA OLDUĞU GİBİ AYNEN UYGULAYACAK. YERYÜZÜNDE MEZHEPLERİ KALDIRACAK. HALİS HAKİKİ DİNDEN BAŞKA HİÇBİR MEZHEP KALMAYACAK. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 186-187)
HÜSEYİN HİLMİ IŞIK İSE, "SAADET-İ EBEDİYE" ADLI ESERİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)'IN BU ÖZELLİĞİNİ ŞÖYLE HABER VERMİŞTİR:
HAZRET-İ MEHDİ (A.S.), AHİR ZAMANDA DÜNYAYA GELECEKTİR. Resullulah Efendimiz (sav)'in soyundan olacaktır. İsa Aleyhisselam'la buluşacak, MEZHEPLERİ KALDIRACAK, YALNIZ ONUN MEZHEBİ KALACAK. (Hüseyin Hilmi Işık, Saadet-i Ebediye, s. 35)

447- RESULULLAH (SAV)'İN YOLUNA TAM UYACAKTIR

Resulullah (sav)'in her yaptığını o da (Hz. Mehdi (as)) yapacaktır: RESULULLAH (SAV) CAHİLİYET TEMELLERİNİ YIKTIĞI GİBİ O DA (HZ. MEHDİ (AS) DA) ÖNCEKİ TEMELLERİ YIKACAKTIR. O (HZ. MEHDİ (AS)), İslam 'ı yeniden baştan alacaktır. (Mikyalu'l Mekarim, c.1, s.57)

448- TÜM BİDATLARI ORTADAN KALDIRACAKTIR

İmam Sadık'dan: "Mehdi (as) Allah'ın Peygamberinin yaptığı şeyi yapacak, yani Peygamber (sav)'in putperestliği yok etmesi gibi o da aynı şekilde mevcut bidatları yok edecek ve sonra İslam'ı yeniden kuracak." (Biharul Envar, cilt. 52, sf. 352)
Hz. Mehdi (as) hiçbir bidatı bırakmayacak.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
Hz. Mehdi (as) kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icablarını yerine getirecektir."
(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri,s. 163)
Bidat: Dinin aslında olmadığı halde, dine dahil edilen batıl adetler.

449- İNSANLARIN HAKKIYLA İBADET ETMESİNE VESİLE OLUR

İmam Sadık'dan İmam Zeyn'ul- Abidin (a.s)'ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "EĞER İMAM MEHDİ OLMAZSA ALLAH'A (HAKKIYLA) İBADET EDİLMEZ." (Yenabi'ul- Mevedde, c.2, s.217.)

20 Haziran 2013 Perşembe

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Allah'ın İnananlara Vaadi ve Yardımı

Kuran'ın"… Ancak insanların çoğu iman etmezler" (Rad Suresi, 1) ayetinde bildirildiği gibi, yeryüzündeki insanların çoğunluğunu din ahlakından uzak insanlar oluşturmaktadır. Bu yüzden de bazı akılsız ve basiretsiz insanlar, Allah'ın varlığını inkar ettikleri halde kendilerini doğru bir yolda sanırlar. Sahip oldukları maddi güçlerinin ve sayılarının fazla olması, onlara bir güven duygusu verir. Olayları hep dış görünüşe göre değerlendiren bu gibi insanlar, kendilerinin üstün olduğundan yüzde yüz emin olarak hareket ederler. Ama farkına varamadıkları çok büyük bir gerçek vardır ki, o da Allah'ın müminlere olan vaadi ve desteğidir.
… Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez. (Nisa Suresi, 141)
Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır: Allah bilendir,
hüküm ve hikmet sahibidir.
(Fetih Suresi, 4)
Allah yukarıdaki ayetinde de bildirdiği gibi, herşeyi müminlerin lehine kılar ve onları çeşitli yollardan destekler. İnşirah Suresi'nde Müslüman için her zorlukla birlikte kolaylığın da yaratıldığı sırrı verilmektedir. Hastalığı yaratan Allah'ın şifayı da yaratması gibi, her zorluk da yanında kolaylığı ve çözümü ile beraber meydana gelmektedir. Bu gerçek şöyle haber verilmiştir:
Demek ki gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. (İnşirah Suresi, 5-6)
Allah'ın bu desteğini ve yardımını sadece müminler bilirler. Ve onlar, hayatları boyunca ne ile karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, Allah'ın daima inananların velisi ve yardımcısı olduğunu bilmenin getirdiği güven ve huzur duygusu ile hareket ederler. Allah kullarına şöyle vaat etmiştir:
Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter. (Nisa Suresi, 45)
İnkarcıların ve münafıkların ise pek çok korkusu vardır. Allah'a iman etmedikleri, O'na şirk koştukları, her olayı ve varlığı başıboş zannettikleri için daima bir korku ve tedirginlik içinde yaşam sürerler. İşte bu, Allah'ın müminlere karşı mücadele edenlerin kalplerine saldığı bir korkudur:
Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım…" (Enfal Suresi, 12)
Allah'ın yardım ve desteği, Müslümanın hayatının tamamını kapsar. Tarih boyunca, Allah inananlara çeşitli yollarla yardımını ulaştırmıştır. Kimi zaman peygamberlerine mucizeler vermiş; kimi zaman Müslümanları görünmeyen ordular ve meleklerle, koruyucularla, hatta doğa olaylarıyla desteklemiş; kimi zaman gerçekleşmesi mümkün değil gibi görünen olayların gerçekleşmesini sağlamıştır. Allah Fetih Suresi'nde şu şekilde bildirmektedir:
Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fetih Suresi, 4)
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fetih Suresi, 7)
Ayetlerde de görüldüğü gibi göklerin ve yerin ordularının sahibi olan Rabbimiz'in müminler üzerindeki desteği ve yardımı çok üstündür. Kuran'da Allah'ın müminlere yardımı şu şekilde haber verilir:
Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 172-173)
Şüphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz. (Mümin Suresi, 51)
Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır. (Muhammed Suresi, 7)
İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur. (Muhammed Suresi, 11)
O zaman sizden iki grup, neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etmelidir. Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah'tan sakının, O'na şükredebilesiniz. (Al-i İmran Suresi, 122-123)
… Allah, kafirlere mü'minlerin
aleyhinde kesinlikle yol vermez.
(Nisa Suresi, 141)
Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. (Al-i İmran Suresi, 160)
Hayır, sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. (Al-i İmran Suresi, 150)
Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir. Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Bu,) Allah'ın va'didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Rum Suresi, 4-6)
Tüm insanlar dünya hayatında Allah'a ve ahiret gününe olan inançlarıyla denenmektedirler. Allah'ın yarattığı bu imtihan ortamının bir gereği olarak, dıştan bakıldığında kötülük yapanlar da iyi olanlar da aynı şartlarda yaşıyor gibi görünürler. Oysa Allah'a iman edenlerin yaşadığı hayat, dini inkar edenlerden çok daha farklıdır.
Önceki bölümlerde de belirttiğimiz gibi Allah iman eden kullarına daima kolaylık verir, onların işlerini kolaylaştırır, zor durumlarda dahi muhakkak bir çıkış yolu gösterir. Bu, Allah'ın açık bir yardımıdır. Ancak Kuran'da Allah'ın kullarına sezilmez yollarla yardım edeceği, onlara ummadıkları şekilde destek ve kolaylık sağlayacağı da haber verilmiştir.
Allah Ahzab Suresi'nin 9. ayetinde bu yardımı "bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular" şeklinde tarif etmiştir. Bir diğer ayette ise Rabbimiz insanlara"koruyucular" (Enam Suresi, 61) gönderdiğini bildirmiştir. Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu yardımların bazıları şöyledir:

Allah Müminlere Meleklerle Yardım Gönderir

Allah'ın müminlere olan yardımı çeşitli şekillerde tecelli etmektedir. Bu yardımlardan biri meleklerin, zor anlarında müminlerin yardımına gönderilmesidir. Allah Kuran'da bu yardımı, Peygamberimiz (sav) döneminde yaşanmış olan bir olayı örnek vererek şöyle bildirmektedir:
Sen müminlere: "Rabbiniz'in size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın Katındandır. (Al-i İmran Suresi, 124-126)
Allah bir başka ayetinde ise müminlere görünmeyen ordularla da yardım ettiğini bildirmiştir:
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece Biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik.     Allah, yaptıklarınızı görendir. (Ahzab Suresi, 9)
Allah'ın Kuran'da müminlerin daima galip geleceklerini bildirmesi, müminler için en büyük nimetlerdendir ve olağanüstü şevklendirici bir vaaddir. Elbette müminler şu kesin gerçeği de hiç unutmazlar. Her yardım Allah'tandır ve kuşkusuz gücün tüm sahibi Allah'tır. Müminler, asıl zafer ve yardımın aslında Allah'a ait olduğunu bilirler. Meleklerin destek olmasının ise, Allah'ın bir müjdesi, kendilerine yardım ve desteğinin bir tecellisi olduğunu asla unutmazlar. Çünkü Rabbimiz ayetlerinde bu gerçeği şöyle bildirmiştir:
Siz Rabbiniz'den yardım taleb ediyordunuz, O da: "Şüphesiz Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti. Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 9-10)
Allah'ın dilediği kuluna dilediği şekilde yardım edeceğini bilen müminlerin, en zorlu anlarda dahi içlerinde bir güven ve huzur duygusu olur. Bu ruh hali içinde manevi yönden son derece güzel bir hayat yaşarlar.

Allah Müminleri Düşmanlarına Olduklarından Fazla Sayıda Gösterir

Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.
(Saffat Suresi, 172-173)
Müminler, Allah'ın verdiği akıl, feraset, basiret, güzel ahlak gibi nimetlerle daima inkar içindeki insanlara karşı başarı elde etmişlerdir. Tüm bunların yanı sıra Allah, kimi zaman müminleri inkarcıların gözünde sayıca ve kuvvetçe de çok gösterdiğini ve bunun inkarcılarda yılgınlığa ve korkuya neden olduğunu haber vermiştir. Allah ayetlerinde Asr-ı Saadet döneminde gerçekleşen böyle bir olayı şöyle bildirir:
Karşı karşıya geldiğinizde, Allah, 'olacağı olan işi gerçekleştirmek' için, onları gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Ve (bütün) işler Allah'a döndürülür. Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız. (Enfal Suresi, 44-45)
Az sayıdaki mümin topluluğunu inkarcıların son derece güçlü, kalabalık bir topluluk gibi görmeleri kuşkusuz Allah'ın mucizelerinden biridir. Bu olay aynı zamanda müminler açısından da çok büyük bir kolaylıktır. Böylece Allah müminlere başarı kazandırmıştır. Allah başka ayetler ile Hz. Muhammed (sav)'e, dilediği zaman müminlerin gücünü olduğundan kat kat daha fazla artıracağını bildirmiştir. Sabretmelerine karşılık olarak inanan kullarına umduklarından çok daha büyük bir güç ve zafer vereceğini şöyle vaat etmiştir:
Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kafirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 65-66)
Allah, yukarıdaki ayetlerde bildirdiği gibi, Peygamberimiz (sav) zamanında müminleri, sıcak bir savaşın içinde oldukları için inkarcıların gözünde sayıca ve kuvvetçe daha kalabalık ve güçlü göstererek müminleri desteklemiştir. Çünkü Allah, müminlerin daima dostu ve yardımcısıdır. İnkar edenler ne kadar çok sayıda olsalar da, ne kadar büyük bir güce sahip olsalar da sonuçta tüm güç Allah'a aittir. Allah tek bir "Ol" emriyle dilediğini yapandır. Allah'a dayanıp güvenen, O'nun sonsuz kudretini, herşeye gücü yeten olduğunu takdir edebilen insanlar daima bunun rahatlığını yaşarlar.

Allah, müminlerin kalplerine güven ve huzur duygusu indirir

Allah, Fetih Suresi'nde müminler üzerinde oluşturduğu manevi desteği şöyle haber verir:
Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fetih Suresi, 4)
Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü'minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir. (Fetih Suresi, 18)
Allah'a sarılın,
sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
(Hac Suresi, 78)
Allah, zorluk anında, samimi olanların kalplerine güven ve huzur duygusu vermiş ve bu manevi desteğin sonucunda müminler huzur, güven ve kararlılık duygusunu yaşamışlardır.
Aslında bu huzur ve güven duygusu müminlerin tüm yaşamlarına hakimdir. Allah'a ve ahirete iman eden insanlar, Allah'ın herşeyin tek hakimi olduğunu bildikleri için zaten hiçbir olay karşısında paniğe kapılmaz, hüzne ve sıkıntıya düşmezler. Sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'in, herşeyi kendileri için en hayırlı olacak şekilde, ahiretlerine en faydalı olacak şekilde yarattığını bilirler. "Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler." (Al-i İmran Suresi, 160)ayetine kesin olarak iman eder ve tevekkülün manevi konforu içinde yaşamlarını sürdürürler. Karşılaştıkları zorluk ne kadar büyük gözükse de sonuçta geçici olduğunun bilincindedirler. Çünkü dünyadaki yaşamın sonsuz ahiret yaşamı yanında çok kısa bir zaman dilimi olduğunu unutmazlar. Dünyada karşılaşılabilecek bir zorluk insanın tüm yaşamını kapsasa bile en fazla 50-60 yıl sürecektir. 50-60 yıl tevekkül ve güzel ahlakla geçirilen bir ömrün sonunda kişinin sonsuz cennet hayatında alacağı karşılık ise kuşkusuz benzersiz olacaktır. Cennette müminler, hiçbir sıkıntı, hüzün, yokluk, bıkkınlık, zorluk yaşamayacak aksine sonsuz güzellikler içinde nefislerinin arzu ettiklerinin tümüne kavuşacaklardır.
İşte bu gerçeğin bilincinde olmak, iman eden bir insanın her olaya sarsılmaz bir tevekkülle yaklaşmasını sağlar. Bunun manevi huzur ve neşe duygusu da dünyadaki en büyük nimetlerden biridir. Unutulmamalıdır ki, tüm kalpler ve tüm güç Allah'ın elindedir. Allah dilediği an dilediği olayı, dilediği şekilde yaratır. Huzur ve güven arayan insan, Allah vermedikçe, hiçbir yolla buna ulaşamaz. Din ahlakını yaşamanın insanlara getirdiği kolaylık, insanın herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmesidir. Her işinde Allah'a yönelen, her işinin karşılığını sadece Allah'tan bekleyen insan, daima Allah'ın yardımını ve desteğini çeşitli yollardan yanında bulacaktır.
Hayır, sizin Mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. (Al-i İmran Suresi, 150)

Müminlere Kurulan Tuzakların Tümü Baştan Bozulmuştur

İnkar edenler müminlere karşı yürüttükleri mücadelelerinde her türlü sinsi yönteme başvururlar. Bu yöntemlerin en çok kullanılanlarından biri de müminlerin aleyhinde ittifak ederek onlara çeşitli tuzaklar kurmaktır. Sayıca fazla oldukları ve tuzaklarını gizli gizli kurdukları için başarılı olacaklarını düşünen inkarcılar, planlarını yaparken iki kişinin üçüncüsünün, üç kişinin dördüncüsünün Allah olduğunu unutmaktadırlar. Allah'ın insanlara şah damarından daha yakın olduğu gerçeğinden ise tamamen gaflettedirler. Halbuki Allah gizleseler de açığa vursalar da ayette bildirildiği üzere, "sinelerin özünde saklı duranı bilendir." İnkarcıların müminlerin aleyhinde akıllarından geçirdikleri her fikri, kurdukları her tuzağı, yaptıkları her planı da Allah en ince ayrıntısına kadar bilir. En önemlisi de herşeyin bilgisine sahip olan Allah, inkarcıların kurdukları tuzakların tümünün baştan bozulmuş olduğunu haber vermiştir. Ne kadar sinsice, ne kadar büyük olursa olsun müminler aleyhine kurulan tüm tuzakların yıkılacağını, herşeyin Yaratıcısı olan Allah Kuran'da şöyle bildirir:
... Gerçekten Allah, kafirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18)
Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır. (İbrahim Suresi, 46)
Bunların yanı sıra Allah, bu tuzakların salih kullarına zarar veremeyeceğini bildirmiş, hepsinin sahiplerine geri döneceğini de haber vermiştir:
… Oysa hileli düzen kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 43)
İnananlar sonsuz lütuf sahibi olan Rabbimiz'in yardımının daima kendileriyle beraber olduğu gerçeğini bilerek tevekkül içerisinde yaşarlar. Baştan itibaren üzerinde durduğumuz gibi, bu mütevekkil ruh halleri sayesinde de, karşılaştıkları her olaydaki hayır ve hikmetleri görebilir, göremeseler bile her olayın müminler için mutlak hayırla sonuçlanacağına kesin olarak iman ederler.

Allah Sonsuz Merhametiyle İnsanları Doğru Yola İletir, Hidayetlerini Artırır

Kitabın önceki bölümlerinde de anlattığımız gibi Rabbimiz elçileriyle, gönderdiği kitaplarıyla insanları hep doğru yola çağırmakta, inkardan dönüp, iman etmeleri için her topluma tekrar tekrar uyarıcılar göndermektedir. Bu Rabbimiz'in çok büyük bir lütfudur.
Allah iman edip, imanlarını güçlendirmeye niyet eden kullarına da çok büyük kolaylıklar dilemekte, onları türlü yollarla desteklemektedir. Ayetlerde Allah'ın iman edenlere bu desteği şu şekilde haber verilmektedir:
İşte Allah'a iman edenler ve O'na sarılanlar, onları Kendisi'nden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisi'ne varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir. (Nisa Suresi, 175)
Rabbiniz'den bir fazl istemenizde sizce sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Haram'da anın. O, sizi nasıl doğru yola yöneltip-ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapmışlardandınız. (Bakara Suresi, 198)
Ancak şunu da unutmamak gerekir ki insanın hidayet bulması da ancak Allah'ın dilemesiyle olur. Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz dilediği kullarını seçer, onların kaderine hidayeti yazar ve hidayetlerini artırır:
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir. (Teğabün Suresi, 11)
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)
Gerçekten Allah, kafirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.
(Enfal Suresi, 18)
İnsanların büyük bir bölümü hidayet bulmadan önce çok büyük bir kaos ve kargaşa içindedir. Üzüntü, sıkıntı, kıskançlık, ümitsizlik, kin, nefret gibi duygular hayatının büyük bir bölümünü kaplamaktadır. Başına gelen en ufak bir olumsuzluk kişiyi çok büyük bir melankoliye sürüklemektedir. Bu karanlık ruh hali Allah'a iman edildiğinde, sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz'e teslim olunduğunda bir anda ortadan kalkar. Ayetlerde bu durum "karanlıklardan nura çıkma" olarak ifade edilmektedir:
Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 257)
O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyicidir. O'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır. Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik). Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır. Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 43-48)
Allah'ın insanların hayatını böyle zıtlıklarla yaratması çok büyük nimettir. İmanın ve güzel ahlakın değeri elbette böyle daha iyi kavranacaktır.